Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

Özgür Cengiz’den yeni şiir: Tutulma

TUTULMA

Özgür CENGİZ



gece
gerçeğin şair yorganıyla
örter bizi düşler
yüzümüzü yıkayınca
unuturuz

güneş

feneridir tanrının
sevgilisi için düştüğü çölüdür uzay
gündüzleri arar onu
bilmeden ayla kaçtığını

tanrıdan çaldığı sevgilisiyle
güneşin önünden geçtiği
öğle gezintisidir ayın tutulma
hediye eder anlamını
elleri günebakanlı
dünya insanlarına

tohumlarını
kimsesiz denizlere savuran
umut ağaçlarının gölgesinde
bir çocuk bahçesidir dünya
körebe oynanır
herkesin gözü bağlıdır

Reklamlar

Eylül 21, 2008 Posted by | Özgür Cengiz, Post 13, Şiir | Yorum bırakın

Kırmızı Şiir

güneş batıyor
kenar mahalle
balkonlarında
çılgınca dalgalanan
rengarenk çarşafların
üzerine
bol salçalı yemekler
pişiyor tencerelerde
kızılcık şerbeti içip
kocasını bekliyor bir
kadın
kim bilir kaçıncı kez
gözünde gölgelerle
çabalıyor ışıktan
parmaklar
tutunmak için
öğle yemeğinin
masadaki izlerine
can havliyle fısıldıyor
güneş
dalgaların köpüklerine
biten günün utancını
çığlığım bir martı
kaybolan güneşe

Ağustos 22, 2008 Posted by | Özgür Cengiz, Sayı 13, Şiir | Yorum bırakın

İki yüz

 
Büyü değil
El çabukluğu marifet
geçip gidiyor yüzlercesi
bir bir önümden
bırakarak
dudaklarının kenarındaki burukluğu
fosforlu camın üzerine

ne kudretlisin sen isaret parmagi

listeler uzuyor
davetler ziyafetler
havalarda uçuyor
karşılıklı iyi dilekler
içkiler camdan cama
camdan cama aşklar

iki yüz
yanak yanağa
lekesi kalır
soluğu kesilse de
parlayıp sönen yüzlerin arasında

ikiyüz
bitişik mi yazılır ayrı mı
yaşarken yüzlercesi
yalnızca ışıltılı sayfalarda

Ağustos 20, 2008 Posted by | Özgür Cengiz, Sayı 13, Uncategorized, Şiir | Yorum bırakın

ORKESTRA

Özgür CENGİZ

Piyanistimiz kontrolden çıkmıştı, ülke kaostaydı, ve ben artık düş görmüyordum. Her gece, piyanistimizin  bir rezalet çıkarmasından korkarak bin bir sıkıntıyla tamamladığımız konserlerimizden sonra, şehrin boş sokaklarından geçerek evime varıyor, uykuya direnmek için peş peşe yuvarladığım koyu kahvelerden sonra  kendimi  istemediğim  derin, karanlık, huzursuz bir uykunun kollarına bırakıyordum.

         Söylenenlere bakılırsa, ülke ortasından çat diye kırıverip afiyetle yenebilecek bir mısır cipsi kadar narin durumdaydı. Politikacılar, bilim insanları, sanatçılar, gazeteciler, ve nasıl olup da bir bilen olduklarını bilmediğimiz diğerleri, gittikçe sıklaşan elektrik kesintileri elverdikçe, ve arabalarına yakıt bulabildikçe televizyonlara koşuyor, oturma odalarımızın ortasında gözlerini kocaman açarak ve ağızlarından tükürükler saçarak nasıl da bir kaosa sürüklendiğimizden dem vurup duruyorlardı.

Okumaya devam et

Şubat 26, 2007 Posted by | Özgür Cengiz, Hikaye, Sayı 11 | Yorum bırakın