Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

GÜLÜN BIRAKTIĞI PAS

Çetin Tankoç       

                      yara kabuğunu soymak

hevesini almışın savurduğu boş      

                   bir cisimdi yüreğim                                                 

nasıra’lı isa gibi,

  sevgimde taşıyorum çarmıhımı                           

ve etimden ekmek

kanımdan şarap sunuyorum

bu doyumsuz sevgilim için

kirletiyorum kendimi göl   

                                     sularıyla

ve boğuyorum kendimi kendi 

                                    sularımda

tanrıdan bir sayfaya suretimi

                                     bırakarak

 

 

bir vazoyum ben kendi   

                                  ellerimde

içimde bir gülün bıraktığı pas

alıyorum ellerimden ellerime

beyaz camdan paslı bir vazo

düşüp kırılıyorum

Reklamlar

Haziran 17, 2007 Posted by | Çetin Tankoç, Sayı 3, Şiir | Yorum bırakın

SIRNAŞMAYA ÇAĞILTI

Sinan Kızılkaya

göğsüme doğru bir şey patlayacak

benim buna bir itirazım yok

ama kılıç kınından sıyrılırken

yavaş fakat yufka olmasın yüreği düşmanımın

çünkü bir şeyin bir şeye çarpması

kırmızı yüzlerim, utanmaktan taş kesilmiş ellerim

suyun kırılırken ki sesi

bir şeyin bir şeyi cızırdatması işte…

çünkü cumalarımız yarım

çünkü yaralıyorsa bu öğle vaktinin ezanı beni

yalnız gençlik sancısı mı kalbimi boğan

ey dünya

seni tamlamaktan beni alıkoyan

ruhumu eksik bırakan

topraktan beni çalan

ey!

ey sözünde ıssız çığlık

ey gökte kanayan boşluk

aklıma yük olduğun yeter

yeter beni sendelettiğin.

Haziran 17, 2007 Posted by | Sayı 3, Sinan Kızılkaya, Şiir | 1 Yorum

KUZGEÇE

 

miğferlerde çiçek açıyor

ağıtlar tebessümdeyken

eskiyor savaş stratejileri

yorgunken güneyliler

açığa çıkıyor kızıl renk

aldanan aldatılınca

kötü otlar bitiyor

dünyanın ayak ucunda

akıl metropollerde yalnız

tarihse ateşte, suya yoksun

zorba! güzellik sende değil

doğrultma inkarcı namlunu bize

 

 

MUHAMMET SEVİM

Mayıs 27, 2007 Posted by | Muhammet Sevim, Sayı 3, Şiir | 3 Yorum

NADASA BIRAKILMIŞ FELSEFE BAHÇESİ

Kitapçı bizi sevmezdi, belki sürekli bir arada dolaştığımız için(adamın müşterileri dışında kimseyle iletişim kurduğunu görmemiştik) belki de etrafımızdakileri umursamadan gürültüyle konuşup durduğumuz için(adamı duymak için fazlasıyla gayret sarf etmek gerekiyordu) her neyse biz de inadına onun dükkanına doluşur, ikinci el kötü çevrilmiş felsefe kitapları arardık(artık gizlemiyorduk: bu kötü çeviriler iyilerinden daha lezzetli geliyordu bize) işte yine böyle hürya kitapçıya doluşup kenarı köşeyi karıştırdığımız bir gün içimizden biri o rafların arkasına gizlenmiş kitabı buldu(kitap demeye bin şahit ister, kapaksız bir fotokopiydi bu, yayınevi yok, yazar belli değil). Arkadaşımız okumaya başlayınca elimizde ne varsa bırakıp başına toplandık, bir taraftan da sitemkar bakışlarla kitapçı amcayı süzüyorduk, demek bunu bizden gizlemişti, soluk fotokopi sayfalarından duyduklarımız şimdiye kadar okuduklarımızın hepsinden daha kahredici daha iç karartıcı ve kastırıcıydı(yani kusursuzdu). Keşfimizi kimse bilmemeliydi, kitapçıyı ikna etmek zor olmadı. Fotokopiyi de çoğaltmadık, hepimiz sırayla okuyup ezberledikten sonra yaktık. Artık piyasanın en muğlak adamları bizdik, çay ocağında otururken ezberlediğimiz cümleleri araya sıkıştırıyor, kulakları ürpertip, huylandırıyor, sinsice yayılan şöhretimizin tadını çıkarıyorduk. Savurgandık, nasılsa ayda bir kitapçıda rafların arasına gizlenmiş yani bir anonim metin bulacağımızı biliyorduk. Okumaya devam et

Mayıs 26, 2007 Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Hikaye, Sayı 3 | 1 Yorum

DAHA YÜCE İNSAN ÜZERİNE III

   En kaygılılar şöyle soruyorlar bugün: “İnsan nasıl korunacak?” Ama ilk defa ve sadece Zerdüşt soruyor: “İnsan nasıl aşılacak?”

   Üstinsan yatıyor yüreğimde, odur benim ilk göz ağrım ve biriciğim –insan değil; komşu değil, en yoksul değil, en çok acı çeken değil, en iyi insan değil. Okumaya devam et

Mayıs 26, 2007 Posted by | Alıntılar, Friedrich Nietzsche, Sayı 3 | Yorum bırakın