Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

Orhan Pamuk’un son romanı çıkmıştır.

Reklamına aylar öncesinden başlanan Masumiyet Romanı bugün resmen piyasaya sürüldü. Cağaloğlu piyasasının tam içinden olan ve mütevelli heyetimizin asil üyelerinden Yasin’i arayarak durumu sordum. Harry Potter romanlarının çıkışındaki manzaralar yokmuş. Genel olarak hava sakinmiş. Tabi yine de satış rekorları kıracağına eminim romanın. Dün bir tez görüşmesi için Fehmi Koru beyin karşındaydım. Masasında roman vardı ama cesaret edip bakamadım. Zaten zar zor görüşme fırsatı yakalamışken.

Bugünün önemine binaen 10. sayımızda yayınlanan ama buraya daha önce koymadığımız bir yazıyı da koymuş oldum bugün. Orhan Pamuk romanları ve yakın geçmişim beğeninize sunuldu.

Biz ve ben Orhan Pamuk’u severiz. Takım tutar gibi değil tabi. Onun edebiyatımıza önemli bir katkıda olduğuna inanırız. Çok bilmiş edebiyat ağalarının itirazlarını dikkate almakla beraber Pamuk’un önemli bir kazanım olduğuna gönülden inanırız. Yazarınız şurada Orhan Pamuk’la zıtlaşsa da son tahlilde durum öyle değildir 🙂

Bu arada Sabah gazetesinde Şirin Sever’in iyi bir röportajı çıktı Orhan Pamuk’la. Burada.

Emre Aköz ve Serdar Turgut da son roman hakkında yazdılar.

Reklamlar

Ağustos 29, 2008 Posted by | Erkan Saka, Kitap, Malta'dan Haberler, Orhan Pamuk, Post 13 | Yorum bırakın

Orhan Pamuk romanları ve yakın geçmişim

İlk defa bir Orhan Pamuk romanı ne zaman okudum hatırlayamıyorum. Muhtemelen üniversite bir ya da ikinci sınıftaydım ve muhtemelen etrafımdaki entelektüel konsensüse rağmen ama utanarak okumaya başlamıştım. O zaman bile bir “Pamuk modası” vardı ve tabi ki “entelektüeller” popüler olanı okumazdı. Tabi o zaman ki “entelektüel” çevremin çok daha sığ olduğunu söylemeye lüzum yok belki. Ayrıca siyasi çevrem de başka bir olumsuz etkendi. Pamuk’un o zamanki (ve aslında şimdiki de) yayıncısı olan İletişim Yayınları, Pamuk’u Can yayınlarından büyük bir paraya transfer etmişti. Romanlarından olmasa da herkes bu transfer miktarından haberdardı. Türk edebiyatında bir rekor olan transfer ücreti, Pamuk’un bazı muhtemel okurlarını kendinden uzaklaştırmıştı. Ama zaman değişir, hatta ondan hızlı olarak ben de değişirim. Zaten her zaman popüler olana karşı bir ilgim olmuştur. Sonunda Pamuk’u okumaya başladığımda ki Yeni Hayat‘la başladım, aslında Pamuk’un bu kadar “populer” olmayı hak etmeyecek kadar güçlü bir yazar fark ettim. O zamanlar 200 bin satan son romanı Yeni Hayat’la birlikte benim de Orhan Pamuk romanlarına yönelik tutkum başlamış oldu. Okumaya devam et

Ağustos 29, 2008 Posted by | Anılar, Deneme, Erkan Saka, Orhan Pamuk, Sayı 10 | 2 Yorum

Misafir Odası: Orhan Pamuk, BABAMIN BAVULU’NDAN

Benim için yazar olmak, insanın içinde gizli ikinci kişiyi, o kişiyi yapan alemi sabırla yıllarca uğraşarak keşfetmesidir: Yazı deyince önce romanlar, şiirler, edebiyat geleneği değil, bir odaya kapanıp, masaya oturup, tek başına kendi içine dönen ve bu sayede kelimelerle bir yeni alem kuran insan gelir gözümün önüne. Bu adam, ya da bu kadın, daktilo kullanabilir, bilgisayarın kolaylıklarından yararlanabilir, ya da benim gibi otuz yıl boyunca dolmakalemle kağıt üzerine, elle yazabilir. Yazdıkça kahve, çay, sigara içebilir. Bazen masasından kalkıp pencereden dışarıya, sokakta oynayan çocuklara, talihliyse ağaçlara ve bir manzaraya, ya da karanlık bir duvara bakabilir. Şiir, oyun ya da benim gibi roman yazabilir. Bütün bu farklılıklar asıl faaliyetten, masaya oturup sabırla kendi içine dönmekten sonra gelir. Yazı yazmak, bu içe dönük bakışı kelimelere geçirmek, insanın kendisinin içinden geçerek yeni bir alemi sabırla, inatla ve mutlulukla araştırmasıdır. Ben boş sayfaya yavaş yavaş yeni kelimeler ekleyerek masamda oturdukça günler, aylar, yıllar geçtikçe, kendime yeni bir alem kurduğumu, kendi içimdeki bir başka insanı, tıpkı bir köprüyü ya da bir kubbeyi taş taş kuran biri gibi ortaya çıkardığımı hissederdim. Biz yazarların taşları kelimelerdir. Onları elleyerek, birbirleriyle ilişkilerini hissederek, bazen uzaktan bakıp seyrederek, bazen parmaklarımızla ve kalemimizin ucuyla sanki onları okşayarak ve ağırlıklarını tartarak kelimeleri yerleştire yerleştire, yıllarca inatla, sabırla ve umutla yeni dünyalar kurarız.
Benim için yazarlığın sırrı, nereden geleceği hiç belli olmayan ilhamda değil, inat ve sabırdadır. Türkçe’deki o güzel deyiş, iğneyle kuyu kazmak bana sanki yazarlar için söylenmiş gibi gelir.”
Okumaya devam et

Temmuz 27, 2007 Posted by | Alıntılar, Orhan Pamuk, Sayı 12 | Yorum bırakın