Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

AKHENETON’UN DÜRBÜNÜ

“Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.

İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman” (Akheneton)

 

Yaz mevsimi henüz girmemesine rağmen, sıcakların aniden bastırması, eski kalın giysilerden ayrılıp, ince yazlık giysileri hemen giyememe durumunu beraberinde getirmekteydi. Sıcağın hükümranlığında, kısa kollu tişört giydiğinde, kolundaki anlamsız yara izlerinin, meraklı soru işaretlerinin acımasızca kendisine yönlendirilmesinden dolayı, vereceği mantıklı bir cevabı olmadığından,zaman zaman rahatsızlık duymaktaydı.

Sosyal bir insan olan Aki, kolundaki yara izleri yüzünden, yüzünde dövme olan bir insanın, pazar yerinde dolaşırken hissettiği ruhsal durumu, yaz başlarında sürekli hissetmekteydi. Kışın sarılacağı kabanı, yorganı, eşyalarını koyacağı bir çok cebi vardı. Yazı çok sevmesine rağmen, kendisindeki bu tür saplantılardan dolayı, daha yazın başında yazdan soğuyordu. Alışmaksa olay, Aki, alışmakla ilgili, insan görünümlülerin her şeye alışacağını, Dostoyevski’nin “insan(hayvandan daha aşağı olabilen) o kadar alçaktır ki her şeye alışır” şeklindeki bu keskin sözü, böyle yorumlamış, her şeye alışmak istemediğini ifade etmişti.

Okuldaki arkadaşları ona, ara sıra kullandığı kas gevşetici ilaç isminden dolayı, Aki lakabını takmışlardı. Bu ismin daha sonraları, gerçeği arayanlar adlı kitapta okuduğu üzere, eski mısırdaki bir firavunun ismiyle, kendine takılan lakabın benzerliğinin farkına vardığında, şaşkınlığını gizleyemeyerek, ‘bu firavun iyi biriymiş’ demişti.

Babil astrolojisine göre at burcu olan Aki, Atlantis burcuna göre de yükseleni yılandı. Bu durum için ‘coşku ve çöküntü döngüsünün, talihsiz belirginliği’ der. A tarım! politikan yokken daha verimliydin…

Aki, ergenliğin ilk basamağında önce şiire, sonra hikayeye merak sardı. Yazdı, aşağıdaki hikayeye benzer şeyler.

 

“Sabaha kadar okusam, bana mısın demem!

(Üçüncü dünya aydınları)” Okumaya devam et

Temmuz 28, 2007 Posted by | Hikaye, Muhammet Sevim, Sayı 12 | 2 Yorum

KUZGEÇE

 

miğferlerde çiçek açıyor

ağıtlar tebessümdeyken

eskiyor savaş stratejileri

yorgunken güneyliler

açığa çıkıyor kızıl renk

aldanan aldatılınca

kötü otlar bitiyor

dünyanın ayak ucunda

akıl metropollerde yalnız

tarihse ateşte, suya yoksun

zorba! güzellik sende değil

doğrultma inkarcı namlunu bize

 

 

MUHAMMET SEVİM

Mayıs 27, 2007 Posted by | Muhammet Sevim, Sayı 3, Şiir | 3 Yorum

ÇINPIL

Muhammet SEVİM

  

ilk dizi değer asfalta

sonra avuç içleri

yüzüstü ölür adam

süresiz nöbeti devreder

sabaha

fakat; diridir henüz

çaycının borç tabelasında

polis maktulün cebinde

bir avuç umut bulur

evine götürüyordu belli ki

Şubat 26, 2007 Posted by | Muhammet Sevim, Sayı 11, Şiir | Yorum bırakın

HABİLLE JÜBİLE

Az söz erin yüküdür

Çok söz hayvan yüküdür.

Yunus Emre

Mevsimler geçerken üzerinden altta kalmamak için farklı iklimlere yolculuk yapar o iklimleri ardında bırakıp, terk etme rahatlığı ile, bıraktığı iklime tepeden inme girerdi. İklimlerle ilgili çözdüğü şey, kötü olanları zor,iyi olanları kolay geçmekte idi. Ona göre ‘İlkbahar, umut oluyor, Yaz, dondurma şirketleriyle anlaşıyor, Sonbahar, alzheimera yakalanıyor, Kış üşüdükçe üşütüyor’ diye düşünüyordu.

Günlerden bir gün, beşinci mevsime yaklaştığını hissettiğinde, korkuyla karışık umut, içini kaplamıştı. Aklına bu güne kadar ellediği ne kadar çok şey olduğu geldi. Hava kararmadan bakırcılar çarşısına gitmeliydi. Buraya niçin gitmek istediğini düşündü, hikaye eden böyle istiyordu. Okumaya devam et

Eylül 6, 2006 Posted by | Hikaye, Muhammet Sevim, Sayı 2 | Yorum bırakın

Barbut Tabut – Zehir

Barbut Tabut

karabatak sulara devrik

dul kulak istemi çizik

acı dilde üst metafizik

kehanet paslı bilezik

fars rehberin dikenleri

korumakta ruhani gülleri

usulca okşanırken ecinni

hayyam yakıyor dörtlüleri

inilti unutulmak istiyor

kırpıyor gündüzler kırıtıyor

mor geceler pusuya düşüyor

çöl, cam matarama doluyor

leyla ise peşimden geliyor…

14.04.05

Zehir

tekdüze sıradışılıkların tenhasında

yitik malsızlıkların buluntusunda

indir ki gerekir sırttan sırlatanda

ağlat iffet güldürüyor adilik nasılsa!

07.03.05

Muhammet Sevim

Eylül 3, 2006 Posted by | Muhammet Sevim, Sayı 2, Şiir | 1 Yorum