Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

TABİAT SANCISI

Çetin TANKOÇ

kalabalık sesler

haykırışlar

gelip gelip göğsüme göğsüme

varıyor yorgun argın

ve her gece ellerimi alıp götürüyor

yenilgilere

kirli gölgelere

Okumaya devam et

Şubat 27, 2007 Posted by | Çetin Tankoç, Sayı 11, Şiir | Yorum bırakın

BABAMIN SIRLARI

Çetin TANKOÇ

Hacı Bekir’e

I

 

tespihi doksan dokuzluk babamın

yoksulluğu yetmiş yıllık

zindan görmüş usanmamış

rençperlik etmiş kazanmamış

sevmiş ama yanılmış

anamı almış alışmış

Okumaya devam et

Şubat 26, 2007 Posted by | Çetin Tankoç, Sayı 11, Şiir | 2 Yorum

ÇINPIL

Muhammet SEVİM

  

ilk dizi değer asfalta

sonra avuç içleri

yüzüstü ölür adam

süresiz nöbeti devreder

sabaha

fakat; diridir henüz

çaycının borç tabelasında

polis maktulün cebinde

bir avuç umut bulur

evine götürüyordu belli ki

Şubat 26, 2007 Posted by | Muhammet Sevim, Sayı 11, Şiir | Yorum bırakın

PERİYODİK CETVEL (UNSURLAR TABLOSU)

Sakin AYMAZ

yanık su yaban

hava ya-saklı oyunlar

toprak yeni biliyor

tutsak tohumlar ateş(in)

sevda artık

Şubat 26, 2007 Posted by | Sakin Aymaz, Sayı 11, Şiir | 2 Yorum

ORKESTRA

Özgür CENGİZ

Piyanistimiz kontrolden çıkmıştı, ülke kaostaydı, ve ben artık düş görmüyordum. Her gece, piyanistimizin  bir rezalet çıkarmasından korkarak bin bir sıkıntıyla tamamladığımız konserlerimizden sonra, şehrin boş sokaklarından geçerek evime varıyor, uykuya direnmek için peş peşe yuvarladığım koyu kahvelerden sonra  kendimi  istemediğim  derin, karanlık, huzursuz bir uykunun kollarına bırakıyordum.

         Söylenenlere bakılırsa, ülke ortasından çat diye kırıverip afiyetle yenebilecek bir mısır cipsi kadar narin durumdaydı. Politikacılar, bilim insanları, sanatçılar, gazeteciler, ve nasıl olup da bir bilen olduklarını bilmediğimiz diğerleri, gittikçe sıklaşan elektrik kesintileri elverdikçe, ve arabalarına yakıt bulabildikçe televizyonlara koşuyor, oturma odalarımızın ortasında gözlerini kocaman açarak ve ağızlarından tükürükler saçarak nasıl da bir kaosa sürüklendiğimizden dem vurup duruyorlardı.

Okumaya devam et

Şubat 26, 2007 Posted by | Özgür Cengiz, Hikaye, Sayı 11 | Yorum bırakın

Ustura


USTURA

Ferdi Amca

 

sen böyle duyarsızlığında taht-ı revan

beni kimlerle kardeş kılmışsın

kimlerle yazmışsın defter-i hafine

duyarken canıma kalıtsal iştiyak

derdimi yaren bilip kimlere anlatsam

söyle var mıyım ben de

var mıyım giderinde

yoksa ne diyedir çekilişi damarlarımdan

usturamın kımıltısına usarenin ağır

ağır ağır yaklaşırken encama

kimin horantasıyım böyle

hangi nesebin yazgısı alnımdaki

var mıdır usulümde bu uğursuz umde

şahlarda dirişken matlarda itaatkar

22.07.06 / Karagümrük

Şubat 22, 2007 Posted by | Ferdi Amca, Sayı 11, Şiir | 1 Yorum

malta’da geçen ay(lar) (11. sayıdan)

maltakapak11.jpg

Yeni sayıya vakit sayılırken, Erkan önce seyahat sıkıntısına boğuldu, sonra Londra’yı turladı. Çetin yine işinden ve eşinden çalabildiği zamanlarda Malta’yı teftiş etti. Mami dünyayı seyre devam etti ve bir işaret bekledi. KDV nin mucidi Avni, doğurgan erkek rüyasıyla Ayhan Bey’e bilim ve teknolojinin açılımlarını işaret etti, ardından tahsilini sordu. Ayhan Bey dünya duraklarından Hicaz’da bir süre konakladı ve hızını alamayıp CCCP’ ye gitti. Yasin, Türk akademisiyle barışmanın huzurunu yaşadı, ödevler hazırladı, sınavlara saydırdı. Veli Baba bedava kontörler buldukça fena halde telekonferansa sardı(ne yani, turkcell’e mi bırakacaktı!) Bilal, Ferdi’ye ziyaretlerini sıklaştırdı, saçlarını kestirdi. Ferdi kendine yeni meşgaleler aradı. (Kaptan abi! Bizi arabana al diskoya götür. ) Ümit, tatili nimet bilip bir grup kitapla doğaya döndü. Turgay sustu. Sinan ise nice gel-git sonrasında önce İstanbul’a kesin dönüş yaptığını ilan etti, sonra belkiledi, dört döndü, şaşakaldı, şaştı kaldı, şaş kaldı.


Bu arada Zeynüddin Baba Zidan, Cezayir’e selam verdi, Fransa gocundu. Ankara, onurlanmak arzusuyla Sezai Karakoç’u hatırladı. Galatasaray, Fenerbahçe maçını beklemeye koyuldu. Osmanbey’de Hrant’a arkasından kurşunlar sıkıldı. Yankısı Malta’da işitildi. Ve her zamanki gibi çaylar içilirken dağılanlar oldu, toparlananlar oldu. Gelenler oldu, gidenler oldu. Konuşanlar oldu, susanlar oldu…

Şubat 21, 2007 Posted by | Malta'dan Haberler, Sayı 11 | Yorum bırakın

HRANT DİNK’İN 23 OCAK 2007’DEKİ CENAZE TÖRENİNDE EŞİ RAKEL DİNK’İN YAPTIĞI KONUŞMA

                    Çutağıma eş olmak bana verildi. Bugün çok acılı ve onurlu olarak buradayım. Ben, çocuklarım, ailem ve sizler çok acılıyız. Bu sessiz sevgi biraz olsun bize güç katıyor, kederli bir sevinç yaşatıyor.  İncil’de Yuhanna 15:13’de, “Hiç kimsede, insanın dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur,” der.

Okumaya devam et

Şubat 8, 2007 Posted by | Alıntılar, Hrant Dink, Sayı 11 | Yorum bırakın

misafir odası – Hrant Dink

“Milleti sadıkadan kalmışsa bir taş

Babadan kalmadı ya kırsan ne çıkar

Oturaklı düzen geçişinde bineklere derken çüş

Sana iman dolu göğsün gibi beton yakışır”

 

İzzet YASAR

 

Şubat 8, 2007 Posted by | Çetin Tankoç, Hrant Dink, Sayı 11, İzzet Yasar | Yorum bırakın

BİR ‘ÖLÜMÜN ARDINDAN KONUŞMAK’

hrant_dink_021.jpg

Sinan Kızılkaya

Bir ölümün arkasından ne konuşulabilir.

 

Övgü düzmek, ağıt yakmak, lanetlemek ya da hayıflanmak olmaksızın ne konuşulabilir. Üstelik olan biten karatürklerin şehzadelerini boğagitmesiyken.

 

Ya da herhangi bir ölümün ardından konuşmak neye yarar. Bir vakit önce yanımızda, karşımızda, arkamızda ya da uzağımızda, ama her nihayetinde bizim ayaklarımızla dünyanın üstünde duruyor olmamız gibi dünyanın üzerinde duruyorken, şimdi diye anılan vakitte artık dünya üstünde ayaklarına basarak durmayan, olmayan, bizim onunla olan hesaplaşmalarımızı, karşıtlıklarımızı, yoldaşlığımızı ya da düşmanlıklarımızı kendine yönelir olarak karşılayamayan ve sorularımızı, övgülerimizi, alkışlarımızı, küfürlerimizi cevapsız bırakan, burada olmama, gayp olma, kaybedilme ve artık burada olamamanın imkanı olarak ölümün ardından ne konuşulabilir. Hiçbir söz ona karşı, onun için, ona rağmen, ona övgü olan hiçbir söz ondan bir yankı bulamayacakken, bütün söylenebilir sözlerin onun durduğu yerde, şimdi bir yoklukta sineceği ve karşılıksız kalacağı önceden kayıtlanmışken bir ölümün arkasından ne konuşulabilir.

Okumaya devam et

Şubat 8, 2007 Posted by | Deneme, Hrant Dink, Sayı 11, Sinan Kızılkaya | Yorum bırakın