Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

12. Sayı Kapağı…

kasimpasakapak.jpg

Temmuz 27, 2007 Posted by | Kapak, Sayı 12 | Yorum bırakın

Malta’da bu ay (Ağustos 2005)

istirahat hali

Pazarlardan bir Pazar sabaha doğru, Kaptan’ın bir oğlu oldu. Yazarlarımızdan Sinan Kızılkaya, senelik izninin bir bölümünü askerlik tatilinde kullandığından dolayı, yazılarına bir süre ara vermiştir. Çetin Pazartesi yorgunluktan, Perşembe canı sıkıldığından, Cumartesi ve Pazar’da tatil olduğundan işe gitmedi. Osman Abi Bordo’da, trenden Malta’yı selamladı. Aleyküm Selam. Veli Gederet, KPSS sınavları neticesinde 657’ye tabi oldu. Bugün yarın Konya Ereğli’ye, Şeker Fabrikasındaki Sözleşmeli Memurluk görevine başlamak için, İstanbul’dan Hicret ediyor. Erkan, Çetin ve Sündüs, Özge’nin son anda katılamadığı, “Büyük Türkiye Gezisi”nin Karadeniz ayağını gerçekleştirdi. Bir hafta boyunca yeşilin ve mavinin mutlu bir evlilik sürdüğü Karadeniz’de, Tanrı’yı-Tabiatı-Tarihi konuştular mı bilinmez! Futbol 1. ligi başlar başlamaz, Malta Cemiyeti Emin Cafe’de maçlara akmaya başladı. Beşiktaş-Gençlerbirliği maçında Veli maç esnasında sevinirken yanlışlıkla tanımadığı bir seyircinin üzerine atladı! Salon karanlık olmasına rağmen adamın korkudan yüzünün sarardığı görüldü! Maçın son dakikalarında gerilen Erkan, Veçhe’yi dışarı kovdu. Yasin tütün sarmaya, çay parası vermeye ve Haydar’la uğraşmaya devam ediyor. Turgay sonunda, güneş gören! kiralık bir ev buldu. Bugün yarın taşınır. Ümit hoca hafta sonlarını Karagümrükte’ki yazlığında film izleyerek geçiriyor. Milli İSTİRAHAT Troyka’sı ve bir grup yazarı Pazar günü tavuk sote yemeğinde bir araya geldi.(Bilal’a ev sahipliği için teşekkür.) Muhammet tatil için, üç günlüğüne Esenköy’e gitti. Diğer bütün zamanlarda, Yeni Kahve’de durmadan Rize çayı içildi, içildi, içildi, içildi, içildi, içildi, içildi, içild, içil, içi, iç, i, … … .

Eylül 8, 2006 Posted by | Çetin Tankoç, Kapak, Malta'dan Haberler, Sayı 5 | Yorum bırakın

Daha Yüce İnsan Üzerine

clip_image002.gif

I

İnsanlara ilk defa gidişimde, münzevilere özgü bir budalalık, büyük bir budalalık yaptım; pazaryerine girdim.

Ve herkesle konuştuğumda, hiç kimseydi aslında konuştuğum. O akşam ip cambazları ve cesetler oldu yoldaşım; bir ceset oluyordum neredeyse bende.

Ama yeni doğan günle birlikte yeni bir hakikat geldi bana: “Beni ne ilgilendirir ki pazaryeri ve ayak takımı ve ayaktakımının gürültüsü ve ayaktakımının uzun kulakları!” demesini öğrendim.


Siz, daha yüce insanlar, bunu öğrenin benden; pazaryerinde hiç kimse inanmaz daha yüce insana. Orada konuşmak mı istiyorsunuz, pekala! Ama ayaktakımı göz kırpar, “Hepimiz eşitiz,” diye.


Siz daha yüce insanlar,” –böyle göz kırpar ayaktakımı- “daha yüce insan yoktur. Hepimiz eşitiz; insan insandır, tanrının önünde- hepimiz eşitiz!”

Tanrının önünde! Oysa artık bu tanrı öldü. Ama biz ayaktakımının önünde eşit olmak istemiyoruz. Siz daha yüce insanlar, uzaklaşın pazaryerinden!

Eylül 3, 2006 Posted by | Alıntılar, Friedrich Nietzsche, Kapak, Sayı 2 | Yorum bırakın