Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

1 Ocak’ta değil ama 6 Nisan’da mütevazi bir şekilde döndük…

yeni ve umulur ki daimi adresimiz: http://www.istirahat.net/

Nisan 6, 2010 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın

Milli İstirahat 1 Ocak’ta Dönüyor!

Malta Cemiyeti'nin en genç üyesi Ömer Heval doğdu

Malta’nın büyükleri tamam dedi. Bir süredir derginin olabilecek yeni hali için görüşmeler yapıyoruz- Pis Yedili aralarında:) Erkan son bir senede doktorasını ve askerliğini bitirdi. Çetin cidden baba oldu. Yasin evlenme mevlenme işlerine girdi, bize takılmaz oldu. Sinan ve Mami düzenli iş sahibi oldu ama bozulmadılar, arızalı halleri sürüyor. Ümit de pozitif anlamda arızalanma seziyoruz ki daha da güzel oluyor İstirahat için. Veysel, Mark ve daha bissürü yazarımız da beklemede.
Daha profesyonel bir Web-Zine olarak 1 Ocak’ta dergimiz yeniden çıkıyor. Domain name felan aldık. Şu anda en büyük sıkıntılarımızdan biri dergi için güzel bir şablon bulmak:)

Bu arada daha hızlı haberleşme için haberleşme grubumuza üye olunuz.

Her türlü güzel fikrinizi de bizimle paylaşsanız ne güzel olurdu…

Kasım 29, 2009 Posted by | Malta'dan Haberler | Yorum bırakın

adama böyle koyarlar

geçenlerde 84-85 öğretim döneminde aynı sınıfta okuduğum bi arkadaşla karşılaştım. bi bankada müdür olmuş.  dedi bana “gel oturalım çayımı iç”
aha işte bugün gittim oraya. odasında 2 kişi vardı. 1 tanesi ev kredisi almaya çalışan biri diğeri de mevduatı yüksek, yağlama yaptıkları biriydi.  bana bi çay söyledi (daha önce dediği gibi) . yaklaşık 15 – 20 dakika onlarla muhabbet etmesini bekledim. gözünün içine bakıyorum. biraz farklı bir durum bekliyorum. bi ara zengin olanına “veysel de benim ortaokuldan arkadaşım” dedi, aralarındaki yapışkan muhabbete beni de meze yaparak.  en son iki müşteri de çıktıktan sonra telefonları çaldı, oraya buraya talimatlar yağdırıyordu. baktım ki ben orda geçmişin nostaljisini taşıyan biri değil de, tanıdıklardan bıkmış bir banka müdürünün kaçmak istediği bir insanım.
-bana müsaade, dedim.
hiç beklemeden :
-ne demek müsaade senin deyince, kalkmak artık mecbur oldu dedim içimden.
-yine böyle gel, geçerken uğra dediği zaman da artık bir daha onun yanına gidemiyeceğimi kazıdım iyice aklıma.
ne iş yaptığımı, okuyup okumadığımı nerde oturduğumu bile sormadı.
sen kalk eski günlerin hatırına bi de davete icabet et. sonra adam seni umursamasın.
işte adama böyle koyarlar.

Ekim 16, 2009 Posted by | Anılar, Veysel Kurşun | Yorum bırakın

SON FUTBOL GÖSTERİSİNİN ARDINDAN

Zidane kafa atarken

Zidane kafa atarken

Sinan Kızılkaya

Futbol izlemek, maç seyretmek ve taraftar olmak sıradanlığına ve bayağılığına rağmen niçin bu kadar çekici. Böyle bir soruyu cevaplamak üzere tasarlanan bir girişime tanıklık edecek bir metin her halükarda Azınlıktan olma hissini dayatacaktır insana. Azınlık olmak; bir taraftan kitleyle bütünleşme, birleşme, kitlenin içinde erime, kitlenin eyleminde kendinden feragat ederek yalnızca bir ‘an’ olarak orada varolma ve böylece tehlikeden ve her tür tehditten korunabilme arzusu ve beri taraftan bu bütünlüğün insanın hususiyet arzeden macerasına ket vuruşu ve hatta güruhun içinde olmamak kastıyla evvelden ilan edilmiş şerhlerin bazen de manifestotik ilkelerin bir anda ilga edilmesi mecburiyetinin ikilemi. Azınlık olmak insanı yorar. Sürekli olarak katıldığı her sıradan eylemi illa ki bir açıklamayla meşru göstermek ister. Bu meşruiyet, herkesten önce kendi için gereklidir. Çünkü, sanki günah işlemiş gibi ve sanki tövbeye gerek yokmuş gibi yaşanamaz. Bir kapıya yüz sürmenin ferahlığında dinlenmek gerekir. Okumaya devam et

Ekim 9, 2009 Posted by | Sinan Kızılkaya | , | Yorum bırakın

İstirahat muhtarlık seçimlerindeydi…

Nisan 3, 2009 Posted by | Uncategorized | 1 Yorum

Yağmur, kadın, gidiş…

Yük omuzlarındaydı gece gece. Gece zaten ne gereksizdir. Bir kaç kitap karıştırıp yatmalıdır. Yarın uzun olacak ya, hazırlık yapılmalıdır. “Yapılmalı” her şey. “Her şey olması gerektiği gibi” diye düşündü. Düşündü ama çıkamadı işin içinden. Sessiz uykusuna daldı. Ölümün canlı haline…

Eteklerinden yağmur süzülerek caddede yürüyordu. Kafasından geçen milyonlarca yargı, düşünce, üzüntü, saçmalık, endişe… Gereksiz olsa da beyninin içinde dolaşıp “hey ben buradayım!” demeyi unutmuyorlardı. Zamanında aldığı anti-depresanlara geri dönmenin korkusunu atalı uzun zaman olmuştu. Yağmur yağıyordu, biraz soğuktu, ama biraz. Aralık’ta biraz. Okumaya devam et

Mart 28, 2009 Posted by | Hikaye, Itır Dumlu, Post 13 | Yorum bırakın

TRENDEKİ KÖSNÜL KOKU

TRENDEKİ KÖSNÜL KOKU

Ferdi AMCA

Trendeyim. Kasabaya gidiyorum. Niçin? Bu soruyu cevaplamalı mıyım? Bazen mazeret üretmekte güçlük çekiyorum. Kendime yalan söyleyebilirim. İyisi mi es geç yüreğim! Aramak için mi? Hayır. Sadece bahane üretiyorum. Belki böylesi daha iyi. Neden olmasın? Biraz dinlenir, kendimi bulurum. Ne zamandır yalnız kalmayı düşlemiyor muydun? Evet, ama ya… Başlarının çaresine bakarlar. Yeteri kadar… Yalnızlık zor biliyorsun. Sen yokken… Evet… Hayatımın… Katlanacağız. Ben öyle… Onlar için de… Ne dersin? Harika! Her şeyi nasıl da yoluna koyuyorsun. Tabii bundan doğal ne var? Okumaya devam et

Ocak 6, 2009 Posted by | Ferdi Amca, Hikaye, Post 13 | 2 Yorum

Yalnızlığın Yıldönümü

Yalnızlığın Yıldönümü

Nereden bakarsan bak,
sessiz kalışları
dört oldu.

Nereden bakarsan bak,
umarsız arayışları
dördü buldu.

Biri üçü severdi,
diğeri yediyi.
Şimdi,
neresinden bakarsan bak
bekledikleri ayrılık
onları buldu.

Serkan Demirbağ

Kasım 18, 2008 Posted by | Post 13, Serkan Demirbağ, Şiir | Yorum bırakın

Havalar soğuyor…

Malum, havalar soğumaya başladı. Eski kışlardan kalan tecrübelerimi aktarayım dedim.
Sakın ola etrafınızdaki insanların üstündeki elbiseye bakarak ne giyeceğinize karar vermeyin. Vücudunuzun ihtiyacı olan ısıyı hangi giyecek karşılıyorsa onu giymekten çekinmeyin. Küçük küçük soğuk algınlıkları bizi daha soğuk havalarda mikrobik hastalıklara karşı dirençsiz bırakabilir. Çorap ve iç çamaşırı seçiminizi pamuklu çoraplardan yapmaya devam edin. Naylon giysiler giymekten mümkün mertebe kaçının. Okumaya devam et

Ekim 15, 2008 Posted by | Deneme, Post 13, Veysel Kurşun | Yorum bırakın

Bu Yılın Nobel edebiyat ödülü Jean-Marie Gustave Le Clezio’a…

Le Clezio’nun Türkçe’de çıkmış eserleri burada listelenebilir.

Vikipedi maddesi de burada.

Ekim 10, 2008 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın