Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

ANINDA GÖRÜNTÜ (Hurda anlar külliyatından seçmeler)

Öğleden sonra. Maltepe’ye iniyorum, bir kuruyemiş dükkanı, önünde yemiş çuvalları, çuvalların üstünde gezeleyen güvercinler, fıstık çuvalının üstündeki güvercinin ayaklarından biri yok, tam bilekten gitmiş(kopmuş,yanmış?!) hızımı kesemiyorum, bir anda gözüme çarpıyor ve kayboluyor.

11.08.07. Gölcük

Gündüz, salondayım. İki seçeneğim var: Kuyucaklı Yusuf’u okumak, TRT Radyo 3’ü dinlemek. Radyoda balkanlardan Çingene müziği elimde roman. Hem okuyup hem dinlesem. Uyar mı? Deniyorum, kitapta kaldığım kısım bir düğün sahnesi, kitaptaki çingeneler radyodakilere karışıyor, bir iki sayfa boyunca roman radyoya eşlik ediyor(yoksa tam tersi mi?) Okumaya devam et

Reklamlar

Ağustos 25, 2008 Posted by | Anılar, Ümit Yaşar Özkan, Sayı 13 | Yorum bırakın

NADASA BIRAKILMIŞ FELSEFE BAHÇESİ

Kitapçı bizi sevmezdi, belki sürekli bir arada dolaştığımız için(adamın müşterileri dışında kimseyle iletişim kurduğunu görmemiştik) belki de etrafımızdakileri umursamadan gürültüyle konuşup durduğumuz için(adamı duymak için fazlasıyla gayret sarf etmek gerekiyordu) her neyse biz de inadına onun dükkanına doluşur, ikinci el kötü çevrilmiş felsefe kitapları arardık(artık gizlemiyorduk: bu kötü çeviriler iyilerinden daha lezzetli geliyordu bize) işte yine böyle hürya kitapçıya doluşup kenarı köşeyi karıştırdığımız bir gün içimizden biri o rafların arkasına gizlenmiş kitabı buldu(kitap demeye bin şahit ister, kapaksız bir fotokopiydi bu, yayınevi yok, yazar belli değil). Arkadaşımız okumaya başlayınca elimizde ne varsa bırakıp başına toplandık, bir taraftan da sitemkar bakışlarla kitapçı amcayı süzüyorduk, demek bunu bizden gizlemişti, soluk fotokopi sayfalarından duyduklarımız şimdiye kadar okuduklarımızın hepsinden daha kahredici daha iç karartıcı ve kastırıcıydı(yani kusursuzdu). Keşfimizi kimse bilmemeliydi, kitapçıyı ikna etmek zor olmadı. Fotokopiyi de çoğaltmadık, hepimiz sırayla okuyup ezberledikten sonra yaktık. Artık piyasanın en muğlak adamları bizdik, çay ocağında otururken ezberlediğimiz cümleleri araya sıkıştırıyor, kulakları ürpertip, huylandırıyor, sinsice yayılan şöhretimizin tadını çıkarıyorduk. Savurgandık, nasılsa ayda bir kitapçıda rafların arasına gizlenmiş yani bir anonim metin bulacağımızı biliyorduk. Okumaya devam et

Mayıs 26, 2007 Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Hikaye, Sayı 3 | 1 Yorum

FABRİKA

ÜMİT YAŞAR ÖZKAN

Metruk fabrika semtin en yaşlı sakiniydi, çocuklar civarında oynar, örtük pencerelerini taşa tutar, yetişkinler yanıbaşından geçerken dalgın dalgın kör bacalarını süzerdi. Bir zamanlar bir işe yaramış olmalıydı, o ‘bir zamanlar’ dan kimse kalmadığı için söylenceler gemi azıya almıştı, bini bin paraydı efsanelerin, üşengeçlik yada korkaklık ne derseniz deyin; fabrikanın içine girip orda bir zamanlar ne olup bittiğini öğrenmeye heves etmemişti kimse, belki gizliden gizliye şöyle düşünüyorlardı:’ fukara semtimizin en işlek söylence üreticisi bu metruk fabrika, içeri girersek bir avuç paslı cıvatadan başka bir şey bulamayız, işleyen son hayalhaneye kilit vurmaya da mecbur kalırız. Başkaları ne düşünürse düşünsün Çeto’yla ben burayı ziyaret etmeyi kafaya koymuştuk, içeri girip küçük bir keşif gezisi yapmak istiyorduk, ketumdu, bu yüzden vaatkar geliyordu bize; şehrin kenarına bırakılmış paslı, bozuk bir oyuncak gibiydi, Çeto’yla ben küskün, kırık oyuncakların gizlerini kurcalamaya bayılırdık, başkaları gibi onları uzaktan seyretmek, küçük hayal gıcıklanmaları yaşamak yetmiyordu bize: dokunmalı, parçalara ayırıp sonra yeniden birleştirmeliydik, başına ve sonuna dair başka masallar uydurmalıydık. Okumaya devam et

Mart 17, 2007 Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Hikaye, Sayı 9 | Yorum bırakın

LALE MÜLDÜR: ‘Bugün ‘afazyak’ oluşum benim tam bir şair olduğumu gösteriyor’…

Bir Perşembe öğleden sonrası şansı yaver giden iki İstirahat elemanı , Deniz ve Ümit; Türk Şiirinin tartışmasız kraliçesi, kozmik şair Lale Müldür ile Beyoğlu’nun bir kültür kafesi olan Dulcinea’da buluşur..

Lale Müldür’e ‘afazi durumu’, son şiir kitabı ’Ultrazonda ultrason‘ , romanı ‘Bizansiye’ ve film projesine dair yönelttiğimiz sorularda bizi içtenlikle yanıtladığı bu güzel söyleşi için Milli İstirahat ekibi adına aynı içtenlikle teşekkürü borç biliyoruz…- Okumaya devam et

Mart 8, 2007 Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Lale Müldür, Melis Şen, Sayı 9 | 5 Yorum

Lale Müldür ile görüşmüştü Milli İstirahat….

lalemuldur.gifLALE MÜLDÜR İSTİRAHAT’TE!

“İnsan şair olmayı seçmez.. bir düşüştür bu.. Kutsal bir düşüştür aynı zamanda… Bu düşüşten sonra şair yıkılmaz kendini toparlarsa şair olabilir. Yıkılırsa da kaybedenlerden biri olmaya mahkumdur..

Şairlerin bir çoğu, kırkından önce ya ölür, delirir veya başka bir ülkeye sürgün edilir.. Başka bir kader yoktur şairler için. Onun için büyük bir cesarettir şair olmak aslında.. “

Mart 8, 2007 Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Lale Müldür, Melis Şen, Sayı 9, Uncategorized | Yorum bırakın