Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

NADASA BIRAKILMIŞ FELSEFE BAHÇESİ

Kitapçı bizi sevmezdi, belki sürekli bir arada dolaştığımız için(adamın müşterileri dışında kimseyle iletişim kurduğunu görmemiştik) belki de etrafımızdakileri umursamadan gürültüyle konuşup durduğumuz için(adamı duymak için fazlasıyla gayret sarf etmek gerekiyordu) her neyse biz de inadına onun dükkanına doluşur, ikinci el kötü çevrilmiş felsefe kitapları arardık(artık gizlemiyorduk: bu kötü çeviriler iyilerinden daha lezzetli geliyordu bize) işte yine böyle hürya kitapçıya doluşup kenarı köşeyi karıştırdığımız bir gün içimizden biri o rafların arkasına gizlenmiş kitabı buldu(kitap demeye bin şahit ister, kapaksız bir fotokopiydi bu, yayınevi yok, yazar belli değil). Arkadaşımız okumaya başlayınca elimizde ne varsa bırakıp başına toplandık, bir taraftan da sitemkar bakışlarla kitapçı amcayı süzüyorduk, demek bunu bizden gizlemişti, soluk fotokopi sayfalarından duyduklarımız şimdiye kadar okuduklarımızın hepsinden daha kahredici daha iç karartıcı ve kastırıcıydı(yani kusursuzdu). Keşfimizi kimse bilmemeliydi, kitapçıyı ikna etmek zor olmadı. Fotokopiyi de çoğaltmadık, hepimiz sırayla okuyup ezberledikten sonra yaktık. Artık piyasanın en muğlak adamları bizdik, çay ocağında otururken ezberlediğimiz cümleleri araya sıkıştırıyor, kulakları ürpertip, huylandırıyor, sinsice yayılan şöhretimizin tadını çıkarıyorduk. Savurgandık, nasılsa ayda bir kitapçıda rafların arasına gizlenmiş yani bir anonim metin bulacağımızı biliyorduk.

   Sonra nasıl olduysa kitapçının bizi tuzağa düşürdüğünü fark ettik, kitapları o yazıyordu, aklınca oyun oynamıştı bize , güya tavrımızın özenti oluşunu yüzümüze vuracaktı falan filan… Kabusu tersine çevirmezsek bütün itibarımız sıfıra inecekti. Plan yapıldığı kadar hızlı uygulandı, kitapçının ortadan kaybolduğunu kimse fark etmedi.

 

   Mahzen kötü sayılmaz. Başta mırın kırın etse de başka çıkar yolu olmadığını anlayınca süngüsü düştü,ekmeğini suyunu veriyoruz, bazen yanına gözcü koyup yukarı da çıkarıyoruz.

   Tek istediğimiz yazmaya devam etmesi.

 

 

 

ÜMİT YAŞAR ÖZKAN

Reklamlar

Mayıs 26, 2007 - Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Hikaye, Sayı 3

1 Yorum »

  1. ve adamı mahvettiniz değilmi bütün
    arı duygularını deşifre ettiniz. artık büyü bozuldu

    Yorum tarafından orhan | Temmuz 17, 2007 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: