Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

bir iş adamının yazarlık denemesi 2

Bir iş adamı geri döndü. Yazma denemelerine devam ediyor….


bir iş adamının yazarlık denemesi 2
Kağan Küçükbirservet

Sevgili Okuyucum Özlem,
İşim gereği hem çok uzaklarda olduğumdan, hem de yaklaşık beş aydır çok yoğun
olduğumdan yorumunu ancak okuyabildim. Ya da editörün ağzıyla yazacak olursam
yorumuna şimdi cevap verebiliyorum.
Yazımı beğenmiş olman beni çok duygulandırdı. Yorumunu yirmi kere okudum.
Hatta son kez okudum dedikten sonra bir daha okudum. Yazımı beğenmiş olman inan
beni çok mutlu etti. Bir iş adamı olarak bu sevincimi şöyle tarif edebilirim; kendi
açımdan anlaşılırlığı daha kolay olsun diye, kazanacağım milyonlarca liradan daha çok
sevindirdi.
Şimdi düşünüyorum da; gizemli, adı sanı bilinmeyen ama hayranı olan bir yazar olmak
daha çok hoşuma gitti.

Sevincimi sana bir çocuk gibi tarif edecek olursam; bayramda çok istediği bir hediyeye
kavuşan bir çocuğun heyecanı var içimde. Hediyeme kavuştum ve bunun karşılığında
çocuk masumiyetiyle senin yanağına kocaman bir öpücük konduruyorum. (Bu yazıyı eşime
okumamam geldi hemen aklıma.) Yoksa bir sürü vıdı vıdı yapar. Kıskanç olduğundan
dolayı değil de neden başka bir kadının yanağına öpücük konduruyorum diye. Ya beni
yanlış anlarsan diye. Emin ol eşim o çocuk masumiyeti bölümünü hiç görmeyecektir.
Neyse bu öpücük faslını çok uzatmadan geçelim. Zannediyorum sen benim neyi
kastettiğimi anlamışsındır.
Bak şimdi canım sıkıldı. Ya gerçekten de eşimin düşüneceği gibi beni yanlış anlarsan.
Herhalde içimdeki çocuğun yaşının beş olduğunu söylersem bütün yanlış anlamaları
engellemiş oluruz.
Bu arada yaklaşık on dakikalık bir ara verdim yazıma. Tabi siz bunu farketmemişsinizdir
sevgili okurlarım. O on dakika boyuca düşündüğüm şey, okur yorumuna yazmış olduğum
yorumu bitirdikten sonra ne yazabilirim.
Konu bulamıyorum.
Aklıma hemen günlüğüme yazmış olduğum hayata dair dersler ile ilgili yazılar geldi. Onlardan bir
kısmını buraya aktarayım diye düşündüm. Ama bunun da yazının değerini düşüreceğini düşünerek
hemen vazgeçtim. Vazgeçiş sebeplerimden bir diğeri ise hayata dair başkalarına ders vermenin
beni ruhi olarak ne kadar tatmin etmiş olması oldu. Beni tatmin etmiş olduğu doğru ama
başkalarına hiç ilginç gelmeyebilir hatta okuyucularıma çok banal bile gelebilir.
Nede olsa okurlarım benim kimliğimi bilmiyorlar. Dolayısı ile etrafımda benden bir çıkar sağlamak
için beni dinliyor görünen, ya da ne kadar değerli fikirlerim olduğunu bana hissettiren fiili
dinleyicilerim gibi olmayacaklardır. Yani bu da demek oluyor ki yazıyı sıkıcı bulduklarında hemen
okumayı bırakabilirler. Bununda aslında beni ne kadar üzdüğünü ve beni ne kadar üzmüş
olduklarının da kendilerine neye mal olacağını bilmeyecekler.
Acaba çok mu ileri gittim. Tabiî ki sayın editör ve saygıdeğer E. hocam sizler beni çıkar sağlamak
için dinlemiyorsunuz. Sizler benim dostum olduğunuzdan dolayı bana katlanıyorsunuz diye
düşünüyorum. Yanlış isem düzeltin lütfen.
Hah şimdi aklıma bir konu geldi. Şu muhabbet ve dinlenebilmek üzerine… Yazacaklarımı düşündüm.
Yine hayata dair dersler vereceğimi farkettim. Sadece ders değil aynı zamanda keskin yargılarda
bulunacağımı da.
Her zaman olmasa da birçok kere insanların neden benim ders verici üslubuma katlandıklarını
anlıyorum. Çünkü başarılı bir iş adamıyım. Yani param var. Yarını düşünmeden masamda oturan
herkese çay ısmarlayabilir, ya da lokanta masasına gelecek olan yemek faturasının hepsini hiç
hesap yapmadan ödeyebilirim. Sonra güzel bir arabam var ve bütün bunlar beni, kendimin önemli
bir insan olduğuna inanmamı sağlıyor. İşte bütün bunlar kendi emeğim. Baba parası ile elde
etmemiş olduğumdan, diğer insanların arasında kendimi daha üstün hissediyorum. Ben başarılı
biriyim. O halde diğer insanlar beni dinlemeli gibi garip bir duyguya kapılıyorum.
Bazen de kendi hakkımda psikolojik tahliller yapıyorum şimdi olduğu gibi. Çocukluğuma kadar
inmem gerektiğini düşünüyorum. Masanın bir yanında psikolog oluyorum diğer yanındaki yatağa ise
kendimi yatırıyorum. Ve sorular soruyorum kendime. Neden böyle hissediyorum diye?
Ve çocukluğuma iniyorum.
Bir Türk olarak oturduğumuz mahallede aşağılanmışlığın dışında başka bir şey bulamıyorum
çocukluğuma dair. Herhalde bu olmalı. Böylece küçüklüğümde esmerliğimden kaynaklanan
aşağılanmışlığın intikamını alıyorum.
Beni aşağılamış olanlara koca bir kol çıkararak, iste aşağılamış olduğunuz o esmer Türk, şimdi
hepinizden daha iyi bir yerde diye.
Ama bu da rahatlatmıyor beni. Yani karşımdaki psikologu inandıramıyorum.
Belki de bir psikologa görünmeliyim.
Yaklaşık beş gün sonra…
Yazdığım yazıyı bir kaç sefer okudum bir iki düzeltmede bulundum. Bu arada editörlük görevini E
hocanın yapacağı haberini aldım. Yani bizim eski editörün, şiir kitabı çıkacağından dolayı efendim
vakti olmayacakmış dergi ile ilgilenmeye.
Bence burada bir iktidar kavgasının mağlubiyeti şiir gibi bir şeyle örtbas edilmeye çalışılıyor,
merak etmeyin gerçek sebebini en fazla bir aya öğreniriz.
Ya iyide şimdi bizim yazılar kim adına yayınlanacak? Ben yine de eski editörün adı ile
yayınlanmasını isterim. Tabi sayın yeni editörümüz kabul ederlerse. Yani eğer yeni editörümüz de
isterlerse onun adına yayımlanacak yazılar da yazarım. Ama hiç kusura bakma Sayın E hocam, bu
yazı dizisi eski editörümüze ait. İşte bu yüzden ben bu yazımın onun adına yayınlanmasını
istiyorum.

Reklamlar

Ağustos 22, 2008 - Posted by | Deneme, Sayı 13

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: