Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

TEKİNSİZ KALEM

TEKİNSİZ KALEM

AYŞE Z. YENER

‘Uykulu olunca kafam tık diye duruyor’ dedi ve kahvesini sade içti; az şekerli. Kim derdi ki, eli kanlı bir katil diye onun için. “Zaten benim için başka yol yoktu” demiş psikologuna “ancak yazdıklarımı bir gün yaşarsam, ben olabilecektim” Bu yüzden suçlanamazmış. Hem “yazarın sürükleyici üslubu” demedikleri gazete sütunu kalmasın benim için hem de hikâyelerimi yaşamam bu kadar hayret uyandırsın. Bu duruma ben hayret ediyorum asıl. Herkes sürüklenirken ben niye sürüklenmeyeyim bir hikâyenin peşinde. Ne yapsaydım yani, başka bir yazar bulup, onun hikâyelerinde mi yaşasaydım? Tanıdığım en sürükleyici yazar benim” Gazetecinin biri, “o zaman lirik şiirler yazsaydınız; yazdığınız için yaptıklarınızdan sorumlu tutulamayacaksanız, bu yazdıklarınızdan sorumlu olmayacağınız anlamına gelmez ki” dediğinde, kafasına saksı fırlatmıştı adamın. Şimdi de geçmiş karşıma acı kahve içerek, aklı başında laflar ediyordu. Ne var ki “deli” olduğunu söyleyenlerin hiç birisi değil şimdi bu deliyle baş başa olan; benim. Tabi ki korkmuyorum ama kahve çok acı, bunu içmek zorunda mı bilmiyorum. Artık derin bir uykudan uyanır gibi, çıkmak istiyorum bu odadan. Şimdiye kadar yaşadığım en zor deneyim bu olsa gerek. Bu gerçekten anlaşılması zor ve kontrol edilmesi çok zor bir “deli” çünkü bir yazar. Ne yazacağı hiç belli olmuyor ve yazdığı her şeyi mutlaka yaşamaya çalışıyor. Gelin görün ki hala bir intihar eden adam yazıp, kendinden kurtarmadı hiç kimseyi. Bugünlerde polisiye merakı sardı, sürekli cinayetler işleniyor hikâyelerinde ve bütün hastane diken üstünde, çekeceği son gerilim filminin başrolünde olmak istemiyor hiç kimse. Gazetecinin başının yarılmasına neden olan büyük, kocaman önerisine gelince; kim bilir belki bir gün şiir yazacaktı bunu hissediyordum ama bu lirik olmayacaktı kuşkusuz.

Yunan Tragedyalarındaki gibi bir baht dönümü yaşadığını söyleyerek, ellerini havalara savurdu. Sonunda, yazardan kurtulduğuma öyle seviniyordum ki, sıradaki kim olabilir diye düşünmeye bile başlamıştım ama o tragedyalar yazmaya başladı. Her gece Medea hakkında konuşuyorduk; “sence haklı mı Medea, kocasından intikam almak için, çocuklarını öldürmekte; tek bir neden söyleyebiliyor musun bana?” diyordu. Ben Werther’i yazmasını istiyordum ama. “Werther’i yazalım, bir aşk yaşamış ol, sonra da terk et artık beni, git buradan yazar! Çık içimden!” Gelecekte, sadece bir okur olmak istiyordum. Yazmaktan bıktığımı söyleyemem ama ne zaman bir yazar oldu çok değişken kimliğim, işte o zamandan beridir yazmayı özlüyorum. Eskiden yazdığım gibi yazmayı… İlk gençlik yıllarımda ilk yazdığım yazılarda, sağlıklı olduğumu düşünmem ne kadar tuhaftı. Sadece yalnız olduğumu sanıyordum. Yolculuklara çıktığımı hayal edip, gördüğüm yerleri anlatıyordum. “Yazar” iken bir gün bana dedim ki: “eskiden de yazıyordun ama unuttun mu bunu?” Ama ben “R. Rüya” olduğum gün “Sait Faik” olamayacağımı anlamıştım. İlk kez gerçek bir kahraman yarattığım da o olduğumu sanmıştım. O gün, Sait Faik’in insanları sevdiği için yazdığını ama benim yazmayı sevdiğim için, belki de büyüklenmeyi sevdiğim için, gerçekten olmayan insanlar yapmaya çalıştığımı anlamıştım. Yazmak mıydı bu? Kendimi R. Rüya yaptığım günlerde, aslında birisi olmayan birisi hakkında yazdığımda onun aslında olmamasından hoşnutsuzluk duyduğumu anladım. “Ne zaman birisini yazsam, o olacağımı bilseydim, zararsız görünen yolculuk hikâyelerimi bile yazmazdım, yazmaya hiç alışmazdım” dedim o gün yazara. Bütün gece yırttıklarımı birleştirip bazı yeni şeyler yırttıktan sonra, gözlerimdeki mor halkaları sayarak kaç gece uykuya direndiğimi saydım. Sanki uyudukça, içime siniyordu, her rüyada biraz daha ben oluyordu “Yazar”. Artık hep yazar olarak kalacaksam, iyileşmiş sayılır mıyım? Hastalığım bir kimlikte durmamak mı, yoksa kendim olmamak mı? İyi de kendim kimim? Uykusu olan oydu, okuyan bendim, fısıltısını duyduğum oydu ama yazan kimdi bilmiyorum. Belki gazeteci haklıydı, belki o yüzden çok sinirlendi yazar, yazan ben olduğum için ve yazdıklarımdan sorumlu olduğumu bildiğim için, içimden çık diye yalvardığım onu, aslında ben defedebilirdim içimden. Ama artık biliyorum o gidici değil tamamen kalıcı bir ruh.

Hep sıraya koymaya çalışıyoruz birlikte. O bir sıraya dizmeye, bazı süreçlerin varlığına hep karşı çıkıyor. Yığıntılar olsun istiyor bütün yazdıklarım. Her şeyi sıraya dizmeye çalıştığım için hiçbir şeyin düzen almadığını söylüyor. Ama “deli” olmayan yanım, bunun dışında bir algılama biçimini tercih etmediği için deli sayılmıyor. Yazarsa, büyük ölçüde, bunun tam tersi biçimde anladığı için, “akıllı” sayılmıyor. Ben ilk yazdıklarımı, ilk aşkım için yazdıklarımı, şairaneliğimi, dümdüz sıradanlığımı, beğenmediklerimi, karaladıklarımı hep ayrı yerlerde görüyorum. Ama “Yazar” ı yok edemiyorum. Çünkü o, tam sevdiğim gibi, hiç kimsenin dokunmadığı gibi dokunuyor içime, hiç kimsenin anlamadığı gibi anlıyor beni. Her şey kanatlı diyor, ilk aşkın gibi. Sadece o doğruydu diyor, sadece o vardı. Bana bütün kelimelerimi, kaybettiğimi sandığım bütün yazılarım geri veriyor. O her şeyi hatırlıyor. Yazarak devrimler yapmaktan yana. Anlamlı olsun istiyor. Yazmak onun için, tarihe bir işaret koymak gibi. Sen dedi mi bana, onu bile unutabilirmişim gibi geliyor. Unutuyorum bu yüzden. Acılar çekmemi isteyen eli kanlı bir katil oluyor o zamanlar. Çünkü ikimizde acı çekmeyi hak ettiğimi düşünüyoruz. Ben ağlıyorum o yırtıyor. Ağaç ölüsü güzel beyaz kâğıtların üzerindeki, yağmurlu gökyüzü mavisi yazılarımı öldürüyor. Yarın yapıştırmak istediğimde bana yardım ediyor. Bir mendil uzatıyor, gözyaşlarımı sileyim diye ama öyle beyaz oluyor ki mendil, “kanatları vardı biliyorsun onun” diyerek, canımı bir kez daha acıtıyor. Mendili vermekten vazgeçip ya da elimden çekip, hemen oracıkta, bütün cinayet hikâyelerini, maceraları boş verip, eskisi gibi bir şey yazıyoruz. İçimi hiç acıtamayacağını düşündüğüm kadar çok acıtıyor.

Eninde sonunda uykuya yeniliyorum. Çünkü uyumak istediğim yanım, kurgulanmış bir rol değil, yazsam da yazmasam da uykuya yeniliyorum. Rüyamda harflerin, elektrikli çizgiler olarak ufka değdiği, ilahi şeyler yazıyorum. Kanat diplerimin sızladığını hissediyorum. Öyle kara bir bulutun içindeyim ki… Rüyamda, doğum günümde bir dilek tutuyorum, “yazar” çıkıp, ne dilediğimi soruyor. “Rüyamda sana ihtiyacım var mı bilmiyorum?” dediğim anda siliniyor. Rüyamda ne zaman bir dilek dilediğimi görsem ondan bile saklıyorum.

Bu uykusuz gecenin sabahında da, o istediği gibiydi, ben de onun istediği gibi. O tam sandığım kişiydi. Kim olduğunu bildiğim kişi. Korkamıyordum ondan. Akşama yırtmak isteyeceğim şeyler yazıyorduk ya da akşama yırtmak isteyeceği şeyler yazıyordum. Ben yazarken o şiir okurdu. Bana yaptığı bu tek iyilikten cesaret aldığım zamanlarda da, o sırtını döndüğünde, bile bile pencereden baktığında, benim için denizi duyarsa bir de, bir de bir kuşu takip ederse gözleriyle, sevgilim için, ona okumak için, güzel şeyler yazıyordum, hem de hiç yırtmamak üzere. Bazen onları sakladığım dolaptan buram buram ağaç kokusu gelir. Yazara bakarım, dolabın yakınındaysa orman yangınlarından söz ederim, ederim ki, duman kokusundan duyamasın ağaç kokusunu, dokunmasın, en koyu mavi yazıların(m)a.

Reklamlar

Temmuz 27, 2007 - Posted by | Ayşe Z. Yener, Hikaye, Sayı 12

2 Yorum »

  1. “Yazara bakarım, dolabın yakınındaysa orman yangınlarından söz ederim, ederim ki, duman kokusundan duyamasın ağaç kokusunu, dokunmasın, en koyu mavi yazıların(m)a.”
    Özellikle bu son çok hoşuma gitti. Yazarın eline sağlık.

    Yorum tarafından pekmez | Mayıs 13, 2008 | Cevapla

  2. Ya arkadaşlar bir de sitenin altına falan not düşseniz. Haklı saklıdır ya da kaynak gösterilerek bu siteden istifade edilebilir gibi.

    Yorum tarafından murvet | Temmuz 25, 2008 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: