Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

YAĞMURLUK İÇİN YAĞMURSUZ GÜN

Bilal KILINÇASLAN

 

 

Yıl 2005 saatler gece yarısını gösterirken leylak rengi boyalı duvarın hemen yanındaki kapı çalınır. Tık tık tık. Üç kere daha fazla değil ve kapı vuruşları halsiz bir insanın gücünün son kırıntılarını harcadığını gösterir niteliktedir. B. yerinden yavaş yavaş kalkar, leylak boyalı duvarları geçerek kapıya ulaşır, elini kapının koluna uzatır. Elini uzatmasıyla çekmesi bir olur. Çünkü eline elektrik çarpmıştır. Ha ha. Şaka yaptım ya öyle şey olur mu kapıya en yakın elektrik teli on kilometre uzaktadır. Açar kapıyı açmasına da kapı da kimseyi göremez. Etrafına bakınır bakınır da bakınır. Koridora çıkmayı düşünür ancak apartmanda ki aileler- mutlu mesut karılarının her an kendilerini aldatacağını düşünen kocalar, bulaşık yıkamaktan, yemek yapmaktan kocalarını aldatmaya mecali kalmayan kadınlar, ah bu çocuklardan bize koca olur mu diyen genç kızlar, anne bu çocuklar kim diyen veletler falan filan- beni koridorda görür de acaba acaba diye kafaları karışır ve ellerinde satırlarla dışarı çıkarlar, bütün binanın huzuru kaçar diye B. çıkmaz koridora. Orada öylece beklerken birden bire bir fısıltı yükselir.- Ya fısıltı yükselir mi kardeşim- eğer fısıltı alt taraflardan bir yerlerden geliyorsa burada kullanılacak en iyi kalıp fısıltının yükselmesi tabiridir. – Ben var ya ben her şeyi bilirim kelimeleri bütün bütün eklerine köklerine ayırabilirim!- sonra B. gözlerini sesin geldiği yöne indirdiği zaman birde ne görsün, F. ve S. Bir milimetrelik insancıklara dönüşmemişler mi? Orada kapının ağzında yazdıkları şiirlerden ve öykülerden dem vurarak- B.’nin kapı çalınması sandığı şey bu olsa gerek- zır zır da zır konuşup duruyorlar. O an da B. neyse ben bunları rahatsız etmeyeyim en iyisi içeri gireyim derken – bakın işte hikayenin en can alıcı noktalarından biriside budur, içeri girerken değil içeri girmeyi düşünürken!- yan dairenin kapısı zaaarttt diye açılmaz mı? – Dikkat buyurun az önce ki anlatılanlardan bunun sonuncunun nerelere varabileceğini tahmin edin- kırımtırak mı kırımtırak , fırfır mı fırfır , komşu kızı Kezban kapı da görünmez mi? B.’nin aman Allah’ım diyerekten ellerini yüzüne kapatmasıyla kapıyı kapatması bir olmuştur. Ancak yan dairenin kapısının kapanma sesi gelmemiştir. Yani kırımtırak içeri girmemiş ve kapı daha kapanmamıştır. B. neler olduğunu anlamak için kapının gözetleme deliğine gözlerini dayar, olan biteni izlemeye başlar. Bundan sonra anlatılacaklar B.’nin gözetleme deliğinden gördükleridir:

( Ortam mavimsi bir ışıkla aydınlanmış haldedir- ışığın bu şekilde tasvir edilişi tamamen B.’nin arkasından yansıyan ışığın leylak duvardan yansıyıp kapı deliğinden, kapı altından koridora çıkışıyla ilintili olabilir- Kırımtırak kız gözlerini yere dikmiştir hareketsiz durmaktadır. Bu kısım delikten B.’nin gözüne görünen kısımdır. Diğer taraftan görünen tablo ise kapının köşesinde konuşmakta olan F. ve S. ve onlara ayakta eşlik eden kırımtırak kızdır)

KIRIMTIRAK KEZBAN: Gecenin bir yarısında bu kapı ağzında ki bu kapı ağzı aynı zamanda benim kapımın ağzıdır. Siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz?

( Diğer iki adamımızdan ses gelmez, ola ki muhabbetleri çok koyulaşmıştır ancak Kezban’ın vazgeçmeye hiç mi hiç niyeti yoktur)

Hey size diyorum, ya bana bir cevap verin ya da bütün binayı ayağa kaldırırım.

F. : ( Kızı fark etmiştir) Binayı ayağa kaldırmak dedin de, bizim şu anda burada yaptığımız şey bu binayı ayağa kaldırmaktan daha önemli bir şey. Biz burada edebiyat dünyasını ayağa kaldırmanın yollarını arıyoruz.

KIRIMTIRAK KEZBAN: Edebiyat dünyası mı? Benim bildiğim tek bir dünya o da şu kapının ( Kendi evinin kapısını gösterir) arkasında ki dünyadır. Hem bu edebiyat dünyası dediğin şey bana bir laf atma gibi geldi. Bunu anneme soracağım eğer öyle bir şey ise bunun bedelini çok pahalıya ödeyeceksin.

S. : Edebiyat dünyası için ödenecek bedel hiçbir zaman Kürt halkının özgürlüğe kavuşması için ödenecek bedelden daha fazla değildir. Eğer ödeyeceksek bu bedeli bilmelisiniz ki bu Kürt halkının ödediği bedel yanında hiç kalacaktır. Hem benim Dergah’ta şiirim çıkacak.

KIRIMTIRAK KEZBAN: Aman ne çok şey biliyorsun sen öyle. Bende yarın sevgilimle yemeğe çıkıcam. Hem de öyle dergah gibi bir yerde değil. Neco Ağa Lahmacun Salonunda adamlar öyle bir lahmacun çıkarıyor ki şimdiden ağzımın suyu akıyor. ( Kırımtırak Kezban’ın ağzından salyalar aşağı doğru akmaya başlar)

F. : Bakın hanımefendi eğer ağzınızdan çıkan şu salyaları kesmezseniz biz burada zor durumda kalacağız. Ben yüzmeyi filan da bilmiyorum bu arkadaş da bilmiyor. Hem sizin başka işiniz yok mu? Bizi burada rahat bırakırsanız seviniriz.Sizin uyumanız lazım, görünüşünüze bakılırsa bayağı bir uykusuzluk çektiğiniz ortada. Ancak uykunuzu alırken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır onları da size izah etmem gerekebilir zira yan kapı komşumun uykusuna dikkat etmeyen birisi olması inanın beni çok rahatsız edecektir. Öncelikle uyku da dikkat etmeniz gereken şey ne çok fazla ne de çok az uyumanızdır. Günlük ortalama sekiz saat uyumanız hem cildiniz hem de zihniniz için oldukça faydalıdır. Eğer benim uykuyla ilgili yazdığım öyküyü okuyacak olursanız orada uykusuna dikkat etmeyen bir kızın nasıl evde kaldığına tanık olabilirsiniz. Yani senin yaşında bir kızın evde kalması hayatının büsbütün kararmasına neden olabilecek bir şeydir. Bu evde kalma mevzuuna gelmişken S. de bir şeyler söylemek ister her halde.

S.: Teşekkür ederim F., ama dikkat edersen bu evde kalma mevzuunun iki ayrı bir boyutu var. Birsi erkeklerin evde kalma mevzuu diğeri ise kızların ev de kalmasıdır. Benim ilgi alanım yıllarca üstüne çalıştığım alan ise erkeklerin evde kalması mevzuudur. Eğer dikkat edersen son şiirimde ( Bkz. Geçkin Gençlerin Gün Batımları) bu durumu değişik açılardan tahlil ettim. Benim söyleyebileceğim şeyler tamamıyla erkeklere özgü olduğu için bu hanımefendiye gerçekten yararlı olamayacağım.

KIRIMTIRAK KEZBAN: Ya siz ne diyosunuz , neden bahsediyosunuz. Size ne ben evde kalırsam kalıyim. Eğer bu kadar bu konuda bilgiliyseniz, önce bu konuda kendinize faydalı olun. Benim sevgilim var ben onunla evlenecem. Evde de kalmıcam. Şimdi ben içeri giriyorum eğer siz hala burada oturacak ve ses yapacak olursanız başınıza geleceklerden gerçekten korkmalısınız.( Kırımtırak Kezban kendi evine girer kapıyı hırsla çarpar- Bu sırada B.; gecenin bir yarısı inşallah kimse uyanmamıştır diye korkuyla delikten izlemektedir.)

( B. kapıyı açar ve konuşmakta olan F.ve S.’ ye döner )

B.: Ya içeri girin gecenin bu saatinde ne yapıyorsunuz burada?

S.: Ulan var ya sen de ufacık bir merhamet dahi yok bize bilerek kapıyı açmadın ve biz burada oturmaktan küçüldükçe küçüldük, şu gördüğün boyutlara geldik. Sana kalsa biz burada sabahlayacaktık.

B.: Yok be abi az önce kapıyı açtım ama o kadar dalmıştınız ki muhabbete rahatsız etmeyeyim dedim onun için içeri girdim.Bir de yan kapı açılınca dedim benim başım belaya girmesinde. Neyse hadi içeri girin. İçeride devam edersiniz.

( Kapı kapanır. Mavimtırak ışık Kırımtırak kız gibi kaybolur. Bu kayboluş onları kimsenin görmemesinden ileri gelmektedir onları kimse görmese de her zaman orada olacaklardır.)

Eve girişleri olay olan iki insanın bu trajikomik öyküsünü anlatırken kullanılan anlatım biçiminin yaşayanların dışında bir ses tarafından kullanıldığı fark edilmiştir. Bu olayı anlatan şahsın kim olduğu sorusu öykünün içinde kendisi de bir şekilde var olan B.’nin öyküyü okumasıyla ayyuka çıkmıştır. B.’nin kafasını karıştıran bu konuya çözüm arayışları süre giderken,ben bir an da bu öyküyü anlatan olarak hedef tahtasında ki isim olabileceğim kafamda bir şimşek gibi çaktı. Birden bütün benliğimi bir korku tufanı sarıverdi. Büzüldüğüm köşede bu öyküyü okuyacak diğer iki kahramanın gazabına uğrayabileceğim endişesi bir an da aklıma bir fikir getirdi. Kendimi bu evin dışına bir an önce atmalıyım diye düşündüm. Ses çıkarmamaya çalışarak salonun ortasına geldim. Öykünün B. dışında ki kahramanları sohbetlerine kaldıkları yerden devam ediyorlarken B. odasında mışıl mışıl uyuyordu ya da bana öyle gelmişti. Çünkü oda karanlıktı tam olarak B.’nin uyuyup uyumadığına karar veremedim. Amacım B. tarafından fark edilmek ve onun işbirliğiyle bu evden bir an önce uzaklaşmaktı. Bu amacımı gerçekleştirmek için yavaşça odaya sızdım B.’nin yattığı çekyatın üzerine tırmandım fark edilmek için ne yapacağımı düşürken birden B.’nin kolu çekyattan aşağı kayıverdi ve hemen ne yapacağıma karar verdim. Karanlık içinde el yordamıyla B.’nin koluna onu uyandıracak şiddette bir ısırık attım ve kenara çekildim bu hareket birazcık riskli olmakla birlikte yine de amacımı gerçekleştirmek için uygun bir seçimdi ki amacıma ulaşmıştım B. diğer eliyle ısırık attığım kolunu hart hurt kaşımaya başladı. Allahtan o sırada o bölgede değildim olsaydım ne olabileceğini düşünmek bile istemiyorum, ısırığı biraz fazla kaçırmış olacağım ki B. uyanıp doğruldu, salondan sızan ışıkta kolunu incelemeye başladı ışık o kadar az geliyordu ki beni görmesi neredeyse imkansızdı. Ama bu noktadan sonra vazgeçmek akıl karı olmayacağı için ışığın kolda daha yoğun olduğu bölgeye sürünerek ilerlemeye başladım işte o güzel an filmlerde olduğu zaman hemen bir fon müziğiyle desteklenen an büyük karşılaşma fark edilmiştim işte şimdi bütün temennim şu anda elinde bulunduğum B.’nin beni incitmeden camdan dışarı çıkarmasıydı. Bütün bunlar olurken içimde yeni bir korku belirmeye başlamıştı bile, ya bu evden çıkmaya çalışırken bu parmaklar arasında ezilip bir köşeye atılırsam. Hayır ama zannetmiyorum. Anlattığım öyküde S.nin ne kadar merhametsizsin B. ifadesi gerçek bir ifade değildi olamazdı çünkü ben hayatının baharında bir karıncayım, ölmek istemiyorum. Hayır ölmek istemiyorum. Aman Allah’ım olamaz B.’nin suratında ki ne yapacağına karar vermeye çalışan ifade değişmiş, artık ne yapmak istediğini bilen bir ifade yerleşmişti. Korkunçtu bu bir cinayet öncesi katilin yüz ifadesiydi. Beni tutan parmaklar artık sıkılaşmaya başlar başlamaz hayatınınbaharındaölenbirkarınca olacağımın ayırdına vardım ve öyle de oldu parmaklar iyice sıklaştı gövdem bir tarafa başım bir tarafa ayrıldı. Odanın ışık görmeyen karanlık bir köşesine atıldım. Ben artık ölü bir karıncayım, anlattığım öykünün anlatıcısının kim olduğu sonsuza kadar bilinmeyecek.

 

GAZETE İLANI

Türk okuyucusunun dikkatine!

Elinize büyük ihtimalle geçmiş bulunan bizi olmadığımız şekillerde – en önemlisi bizi bir milimlik zavallı insancıklar olarak tasvir eden- gösteren öykünün bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Böyle bir olay ve bildiğiniz şekilde geçen konuşmalar hiçbir zaman yapılmamıştır. Bu olayı aktaran şahsiyet-i numunenin bir an önce bir tekzip yayınlayarak bizi temize çıkarmasını ümit etmekteyiz. Eğer ümit ettiğimiz şekilde bir tekzip yayınlanmaması durumunda bu vakayı adli mercilere intikal ettireceğimizi bu öykünün anlatıcısına ve Türk okuyucusuna metanetle bildirmekten garip bir heyecan ve mutluluk duyarız.

F.ve S.

Reklamlar

Mart 9, 2007 - Posted by | Bilal Kılınçarslan, Hikaye, Sayı 9

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: