Milli İstirahat

Malta Cemiyetinin Eğilimli Kültür Fizik Dergisi

LALE MÜLDÜR: ‘Bugün ‘afazyak’ oluşum benim tam bir şair olduğumu gösteriyor’…

Bir Perşembe öğleden sonrası şansı yaver giden iki İstirahat elemanı , Deniz ve Ümit; Türk Şiirinin tartışmasız kraliçesi, kozmik şair Lale Müldür ile Beyoğlu’nun bir kültür kafesi olan Dulcinea’da buluşur..

Lale Müldür’e ‘afazi durumu’, son şiir kitabı ’Ultrazonda ultrason‘ , romanı ‘Bizansiye’ ve film projesine dair yönelttiğimiz sorularda bizi içtenlikle yanıtladığı bu güzel söyleşi için Milli İstirahat ekibi adına aynı içtenlikle teşekkürü borç biliyoruz…-

Deniz: Bir röportajınızda henüz küçükken bazı ayrımları reddettiğinizi söylüyorsunuz; kadın-erkek; batılı- üçüncü dünyalı ve patron- işçi gibi.. Bu kavramları fark etmeniz, onları reddetmeniz nasıl gerçekleşti, bu durum dünya algınızı nasıl etkiledi?

 

LM: Nasıl gerçekleştiğini hatırlamıyorum, ben 15 yaşıma kadar bir şey hatırlamıyorum, çok az şey dışında.. ama nasıl etkilediğine gelince..situasyonist oldum, yani durumcu oldum ilk başta. Anarşizmin bir koludur. Anarşik hareketlere fazla itibar etmeden sanata ağırlık veren bir koludur anarşizmin ve şu anda hala, marksizm ölse bile geçerli bir koludur; Fransız entellektüellerinin itibar ettiği bir konudur. Bizim siyaset meydanı gibi programlarda Fransız aydınlarının bahsettiği bir konudur ‘durumculuk’. Durumcu olmama iletti beni.

 

Deniz: Şiirinizde oldukça farklı bir ses var ; ve kaynaklarınız oldukça geniş.. Haikuların, Hint şiirinin sürrealistlerin yanında Ahmet Haşim’den Oktay Rifat’tan Nazım Hikmet’ten beslendiğinizi söylüyorsunuz. Türk Edebiyatında sağlam duruşu ve sesi olan bir şiir oluşturdunuz. Şu an itibariyle, Şiiriniz halen dış kaynaklara açık mı?

 

LM: Evet açık, tabii. Kitaplarım dış kaynaklara çevrildi, çevirmenim biraz çekingen olduğu için basacak yer bulamıyor. Amerikan Edebiyatında antolojilerde 80 krizini bastırmakta öne geçen şiirin yaygınlaştırılmasında katkısı olan bir kişi olarak tanınıyorum. Seksenlerde, romanımın üzerine bir söyleşiyle kitap sona eriyor ama sonunda ‘LALE MÜLDÜR ÖLDÜ’ diyorlar. Bunu düşündüm, niye böyle yaptılar diye!? Üzerimdeki ilgiyi geri çekmek için öldü dediler.. öyle düşünüyorum.

 

Bir bunalımla baş eden kişi olarak beni ilk olarak tanıdılar. Ondan sonra da romanımdan söz ettiler, sonra da öldü demek zorunda kaldılar. İlgilenilmesin benimle diye..

 

İngiltere’de çıktı bir şiirim, İrlanda’da şiirlerim yayınlandı. İsrail’de, Fransa’da.. İtalyanca’da yayımlandı. Çekoslovak falan bir sürü yer var benim bilmediğim, şiirlerimin çıktığı… Şimdi’de Makedonya’ya Struga festivaline gidiyorum. Meşhur Struga festivaline.

Deniz : Şu anda yazımınızı kim etkiliyor?

LM: Kimseden.. sadece kendimden etkileniyorum. daima öyleydi zaten. bana şiir yazma derdi marksistler..(gülüyor…)

 

Ümit: Mitolojiyle bir alış-verişiniz olmuyor mu? Anadolu mitolojisi belki?

 

LM: Mitolojiyle oldu ama asla şiirime girmedi çünkü modası geçmiş buldum. Mısır mitolojisi biraz belki girer yani, şiirlerime.. Yunan mitolojisine çok doyduğum için reddettim. Anadolu diyemeyiz ama Ege, tabii. Egeliyim zaten.. Egelileri Kürtler anlamaz, onu da söyleyeyim..(gülüyor..)

 

Ümit : Çok uzun zaman önce bir şey söylemiştiniz, aklımdan hiç çıkmadı. Motto gibi yerleşti. “Şiir tüketim toplumunun anti-maddesidir” demiştiniz. Hala öyle mi peki?

 

LM: Tabii, öyle.. Yalnız şiiri öldürmeye çalışıyorlar. Çünkü en büyük düşman şiir, şiir kapitalize edilemez, her şeyi kapitalize etmeye çalışıyorlar şu anda. Şiir kapitalize edilemeyecek tek madde olduğu için ilk önce onu ortadan kaldırdılar…

 

 

 

Deniz: Lale Müldür’ün gözüyle İstanbul dünyanın neresinde? Merkezinde mi?

 

LM: Merkezi bence, Bütün kavga onun üzerine kopuyor, merkez çünkü geçiş ülkesi ..tek geçiş.. yani Batıyı bizden daha iyi tanıyacak kimseyi bulamazsınız Doğuda.. Doğuyu da tanıyan biziz, batıyı da.. ama tam anlamıyla değil.. bizim eksikliğimiz de orada. Tam anlamıyla anlasak tam geçiş ülkesi olarak dünyada merkez olacağız, halen de merkez rolümüz vardır, onu da romanımda göreceksiniz inşallah..

 

 

Ümit: Çok önceden söylemiştiniz isterseniz buradan yola çıkalım, biraz daha ölüme yakın biraz daha uzak.. İki dünya arasında derken ölümle ilişkilendiriyor musunuz?

 

LM: Tabii, ölümle her ülkeyi ilişkilendiririm ve şiirle de ilişkilendiririm. İlk ölüm çıkar karşımıza şiir yazma nedeni olarak bunu şiirle aşmayı düşünenler şiir yazarlar.

Ümit: Hayatın tarafında olanlar mı?

 

LM: Hayatın tarafında olanlar tabii ama ölüm sevgisi de vardır tabii bir yerde..

 

Deniz: “Bizanssiya” adlı romanınıza gelelim.. Bu romanda Türklerin psikanalizini yaptığınızı söylemişsiniz. Nasıl çıkarımlarınız oldu?

 

LM: Onun için Romanımı bekleyin diyorum ben .Korkak diyebilirim. Korkak bir toplum maalesef…korkak derken de savaştan kaçan anlamında değil.. herkes savaşmaya hazır da teorik bir korkaklığımız var nedense…

 

 

Deniz: Arka planda şiirinize eşlik eden belirli müzikal sesler var, King Crimson ve Dawid Bowie, Patti Smith gibi. Bir de şiirilerinizde sinematografik bir kurgu göze çarpıyor.. Şiirinizde farklı sanat disiplinlerini bir arada barındırıyorsunuz. Bunu neye bağlayalım; zekanıza mı yoksa çok-yönlü bir sanatçı oluşunuza mı? Sanatın başka alanlarında çalışmayı düşündünüz mü?

 

LM : İkisine de bağlayın bence (gülüyor), ikisi de doğrudur çünkü, Sinema yapmayı düşünüyorum, bundan sonra..

Ümit: Deneysel bir film olarak mı düşünüyorsunuz , deneysel bir tarafı olacak mı?

 

LM : Deneysel bir tarafı tabii olacak.

 

Ümit: Yani şiirinizin beyazperdeye izdüşümü gibi mi olacak? Çok farklı bir seyir bekliyor bizi, eskiler rüya demezlermiş seyir derlermiş; belki bizim için öyle bir seyir olacak..

 

LM: Evet, (gülüyor..)

 

Ümit: Filminiz nasıl olacak? Lynchvari mi?

 

LM: David Lynch, Lars von Trier severim, Tarkovsky’i çok severim. Fellini’yi severim. Ama şu anda sevdiğim tüm eski filmlerin kopyalarını tekrar izlediğimde sevmiyorum demek ki aşmışım onları.. Ingmar Bergman’ı severim bir de…Yönetmenliğini de teknik bir sekreterle birlikte, ben yapmak istiyorum..

 

Şiir bana Allah tarafından yazdırılır…

 

Deniz: Şiirlerinizde kurgunun rolü nedir? yada şöyle soralım, aritmetik hesapların ve satranç oyunlarının şiirinizde yeri nedir?

LM: Ben şiirimi şöyle yazarım bir defa.. Size bakarım, bir şey gelir aklıma, şiirini yazacağım bir poz ver bana derim, siz bir poz yaparsınız, Ahmet …. mesela cam ağacına ellemişti, o şekilde yazdım şiirini, alırım şiiri önüme, yani beyaz kağıdı önüme, tak tak tak tak tak tak tak tak hiç düşünmeden yazarım. Allah tarafından yazdırılır bana o şiir. Hiç bir kelime değişmez yazdığımda, sonra alır önüme koyarım defteri, üç gün dokunmam, üç gün sonra açar okurum; yepyeni bir şiirle karşılaşmışımdır şimdi, genelde beğenirim ve alırım kitabıma. Beğenmeyip almadığım şiir çok azdır. Ve bu önüme koyduğumda o kadar unutmuşumdur ki o şiiri, kuzey mi güney mi doğu mu batı mı onu bile cevaplayamam. Yabancının bir şiiridir o, bana verilen.. Hala çözümlenememiş kozmik enspirasyonla yazılmıştır, kozmik içe doğuşlarla yazılmış bir şiirdir, hala açıklanamamış bir kavrama ile..

 

Deniz: Günümüzde sanat size ne ifade ediyor? Post-modern toplumlarda nelerin şiiri yazılıyor yada yazılacak?

 

LM: Her şeyin şiiri yazılıyor günümüzde de gerçek şiir yazılmıyor..

 

Ümit: Mücadele etmek gerekir mi?

 

LM: Mücadele etmek gerekir, yani bununla siz gençler mücadele edeceksiniz, tabii. Yani her şeyin şiiri kadar anlamsız bir şeyde olamaz, her yere yayıldı hem her anlamda şiir; televizyonda şurada burada sürekli karşınıza çıkıyor ama okunanlar şiir değil. Şiirin üçüncü sınıf bir portyösü, karikatürü gibi şiirler okunuyor.

Deniz: Çağdaş sanat ve kavramsal sanatı takip ediyor musunuz?

LM :Tabii, önemli buluyorum. Hepsini denedim ben , çağdaş sanat örneğim Divan-ı Lügatti Türk; Uzak fırtınadır ama hepsini birleştiren tek şey mistik temalardır. Ama mistik tema deyince de herkesin anladığı anlamda mistik ‘ temaları kullanmıyorum, doğum günü, burç, şeklinde mistik birisi değilim.new age felan değilim ben..metafizik diyebilirim. Tasavvuftan ..

 

Ümit: Büyük bir geleneğin içinde tüm bunlar birleşiyor.

‘Bugün ‘afazyak’ oluşum benim tam bir şair olduğumu gösteriyor’..

Deniz: Lale Müldür nam-ı diğer ‘kozmik kraliçe’ ‘Şair seçen bir kişidir, bir öznedir’ diyor. Toplumla yada toplulukla ilişkileriniz nasıldır ? Yada dar anlamda – Türk toplumuyla? Bu ülkede kadın şair olmak , nasıl bir etki yaratıyor?

 

 

LM: Toplumla ilişkilerimi hiçbir zaman koparmadım. Toplumu gözlemlemeyi severim, neredeyse herkesle konuşurum. Toplum incelemelerini de doğru buluyorum. Onun için toplumla ilişkilerim iyidir benim, ama kadın şair olmak ayrı bir mesele.. Türkiye’de kadın şair olmak…Çok büyük bir yalnızlığa itiliyorsunuz.. kadın şair olunca.. insanlar anlamıyor zaten sizi ve büyük bir yalnızlığa itiyorlar.. yarı anlamamaktan, yarı da kıskançlıktan oluyor.. Kadın şairler diye bir yana ayırıyorlar..

 

Ümit: Ece Ayhan’ı çok erken yaşta okumuşsunuz?

 

LM: Erken yaşta, ilk kez 13 yaşında okumuştum Robert Kolej’de..Tekniğine çok hayranım ama içeriğini beğenmem. O da tuhaf bir biçimde benim için aynı şeyi söylemiş. Tekniğine hayranım ama içeriğini beğenmiyorum demiş. Farkında olmadan aynı şeyleri düşünmüşüz..

 

Ümit: Başka kimler vardı, hem içerik hem biçim olarak üzerinde durduğunuz bir isim oldu mu?

 

LM: Ezra Pound’dan çok etkilenmiştim.

 

Deniz: İsmet Özel’de Ezra Pound’ı referans gösterir..

LM: O ayrı bir durum biliyorsunuz, o çok kendini beğenmiş biri bana kalırsa.. Şiire yeni başlayan muamelesi bile etmiyor bizimle konuşurken. Hiç şiir yazdın mı ettin mi lafı yoktur. Biz şair değiliz, okurmuşuz gibi davranıyor. Bu affedilmez bir hatadır.

Deniz: ‘Ultrazonda ultrason’ ; son kitabınız; nihilizme kayış var mı?

 

LM: Nihilizme kayış var ama; gene de metafizik etkiliyor.

 

Deniz: Diğer yazarlarla ilişkileriniz nasıl?

LM : Bana kabalık yaptılar…

Yabancı kelime kullandığım için eleştirildim. Oysa her kelimeyi kullanıyorlar. Ben yalnızca Türkçe’si yoksa alıyorum.

Deniz: Zihninizin farklı işleyişi de bir şairlik belirtisi midir acaba?

 

LM: Afazi var, beyin kanamasından sonra doktor raporlarında zihnimde afazi bulunduğunu gördüm ve çok sevindim; çünkü afazi bugün Dünya Edebiyat sosyolojisinde afazi kavramına çok önem verilir, yer yer bilinç unutuşları şeklinde geçiyor. Bugün afazyak oluşum benim tam bir şair olduğumu gösteriyor(gülüyor..) Zihin boşalması .. bazı yerlerde.. O gerekiyormuş şair olmak için..

Ümit : Şair olmak isteyen gençlere ne söylemek isterdiniz?

LM: İnsan şair olmayı seçmez.. bir düşüştür bu.. Kutsal bir düşüştür aynı zamanda ..Bu düşüşten sonra şair yıkılmaz kendini toparlarsa şair olabilir. Yıkılırsa da kaybedenlerden biri olmaya mahkumdur..

Deniz: Öyleyse büyük bir cesaret bu, şairliğe kalkışmak..

LM: Şairlerin bir çoğu, kırkından önce ya ölür, delirir veya başka bir ülkeye sürgün edilir.. Başka bir kader yoktur şairler için.Onun için büyük bir cesarettir şair olmak aslında..

Röportaj:

Deniz ENHOŞ & Ümit Yaşar ÖZKAN

Reklamlar

Mart 8, 2007 - Posted by | Ümit Yaşar Özkan, Lale Müldür, Melis Şen, Sayı 9

5 Yorum »

  1. selam.ben türk dili ve edebiyatı 4.sınıf öğrencisiyim ve bitirme tezim lala müldür ve şiirleri.fakat hayatı hakkında tez hocamın kabul edeceği bilgilere ulaşamıyorum.haller leyla’yı okudum fakat yeterli değilmiş.yani hoca kabul etmedi.eğer elinizde hayatı hakkında ayrıntılı bilgi varsa mail adresime gönderirseniz müteşekkir olurum.saygılarımla.

    Yorum tarafından nimet kara | Nisan 14, 2007 | Cevapla

  2. nimet Kara´ya

    Sevgili Nimet, yapman gereken sey, Lale Müldür´ün yazdiklarindan yola cikmadan yasadiklarina ulasmaya calismandir.

    Genelde Fakülte ortamindaki tezlerde, “hayati tahlil etmek” denen hadise, aslinda bülbülün nasil öttügünü merak edip bagrini acmaya benzetilmektedir. O yüzden, sadece Google üzerinde arama yap, ve sonuclari düzenle.

    Yapabilirsin. En son anahtarimi kaybetmis ve google´de bulmustum. Ötesini düsünebilirsin artik özgürce..

    Frankfurt´tan Sevgilerle,

    Esperi

    Yorum tarafından Esperi | Temmuz 4, 2007 | Cevapla

  3. alakanız için çok teşekkür ederim.söylediklerinizde çok haklısınız.işte benimde tam olarak takıldıgım nokta burası aslında.ben google amcadan alıp,ekleyip hadisenin normal işlemesini istemiyodum.farklı hayallerim vardı.nasip değimiş.tez ödevinden 95 le yakayı sıyırdım.ama benim tasavvurumda can buldugu gibi ödev olmadı.sizin de bildiginiz gibi o normal bir şair degil.anlaamk için biraz kalburüstü olmak gerekiyor.yinede çok teşekkür ederim.selametle

    Yorum tarafından nimet kara | Ağustos 9, 2007 | Cevapla

  4. merhaba ben bu yazıyı kaynak göstererek
    araştırmam için faydalanmak istiyorum. Bunun
    için ne yapmam gerek. Yani sizden izin almam için.
    Bana yardımcı olur musunuz bu konuda..

    Yorum tarafından murvet | Temmuz 25, 2008 | Cevapla

  5. merhaba nimet

    mail adesini yazarsan Lale Müldür ‘e gereken bilgileri aktarabilirim sana.

    görüşmek üzere.

    Yorum tarafından rumel | Aralık 16, 2008 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: