Barbut Tabut – Zehir
Barbut Tabut
karabatak sulara devrik
dul kulak istemi çizik
acı dilde üst metafizik
kehanet paslı bilezik
fars rehberin dikenleri
korumakta ruhani gülleri
usulca okşanırken ecinni
hayyam yakıyor dörtlüleri
inilti unutulmak istiyor
kırpıyor gündüzler kırıtıyor
mor geceler pusuya düşüyor
çöl, cam matarama doluyor
leyla ise peşimden geliyor…
14.04.05
Zehir
tekdüze sıradışılıkların tenhasında
yitik malsızlıkların buluntusunda
indir ki gerekir sırttan sırlatanda
ağlat iffet güldürüyor adilik nasılsa!
07.03.05
Muhammet Sevim
alferia
en güzel baharda açar çiçeklerini ağaçlar
göğsünde iğde kokusu alferia
her şehirlerarası yolculuğumun
bir istanbul dönüşü vardır
senin ellerinde erimek
dönüşsüz bir istanbul yolculuğudur alferia
aşk kokan dizelerde dillendirir şairler adını
fikrimden çıkmayan ismin
bir güzel mısradır alferia
alferia sen
alferia ben
ve biz ikimiz
tek kalbi çarpan bir elma gibiyiz
FERDİ AMCA
Daha Yüce İnsan Üzerine
![]()
I
İnsanlara ilk defa gidişimde, münzevilere özgü bir budalalık, büyük bir budalalık yaptım; pazaryerine girdim.
Ve herkesle konuştuğumda, hiç kimseydi aslında konuştuğum. O akşam ip cambazları ve cesetler oldu yoldaşım; bir ceset oluyordum neredeyse bende.
Ama yeni doğan günle birlikte yeni bir hakikat geldi bana: “Beni ne ilgilendirir ki pazaryeri ve ayak takımı ve ayaktakımının gürültüsü ve ayaktakımının uzun kulakları!” demesini öğrendim.
Siz, daha yüce insanlar, bunu öğrenin benden; pazaryerinde hiç kimse inanmaz daha yüce insana. Orada konuşmak mı istiyorsunuz, pekala! Ama ayaktakımı göz kırpar, “Hepimiz eşitiz,” diye.
“Siz daha yüce insanlar,” –böyle göz kırpar ayaktakımı- “daha yüce insan yoktur. Hepimiz eşitiz; insan insandır, tanrının önünde- hepimiz eşitiz!”
Tanrının önünde! Oysa artık bu tanrı öldü. Ama biz ayaktakımının önünde eşit olmak istemiyoruz. Siz daha yüce insanlar, uzaklaşın pazaryerinden!
