1 Ocak’ta değil ama 6 Nisan’da mütevazi bir şekilde döndük…
yeni ve umulur ki daimi adresimiz: http://www.istirahat.net/
Milli İstirahat 1 Ocak’ta Dönüyor!
Malta’nın büyükleri tamam dedi. Bir süredir derginin olabilecek yeni hali için görüşmeler yapıyoruz- Pis Yedili aralarında:) Erkan son bir senede doktorasını ve askerliğini bitirdi. Çetin cidden baba oldu. Yasin evlenme mevlenme işlerine girdi, bize takılmaz oldu. Sinan ve Mami düzenli iş sahibi oldu ama bozulmadılar, arızalı halleri sürüyor. Ümit de pozitif anlamda arızalanma seziyoruz ki daha da güzel oluyor İstirahat için. Veysel, Mark ve daha bissürü yazarımız da beklemede.
Daha profesyonel bir Web-Zine olarak 1 Ocak’ta dergimiz yeniden çıkıyor. Domain name felan aldık. Şu anda en büyük sıkıntılarımızdan biri dergi için güzel bir şablon bulmak:)
Bu arada daha hızlı haberleşme için haberleşme grubumuza üye olunuz.
Her türlü güzel fikrinizi de bizimle paylaşsanız ne güzel olurdu…
adama böyle koyarlar
SON FUTBOL GÖSTERİSİNİN ARDINDAN

Zidane kafa atarken
Sinan Kızılkaya
Futbol izlemek, maç seyretmek ve taraftar olmak sıradanlığına ve bayağılığına rağmen niçin bu kadar çekici. Böyle bir soruyu cevaplamak üzere tasarlanan bir girişime tanıklık edecek bir metin her halükarda Azınlıktan olma hissini dayatacaktır insana. Azınlık olmak; bir taraftan kitleyle bütünleşme, birleşme, kitlenin içinde erime, kitlenin eyleminde kendinden feragat ederek yalnızca bir ‘an’ olarak orada varolma ve böylece tehlikeden ve her tür tehditten korunabilme arzusu ve beri taraftan bu bütünlüğün insanın hususiyet arzeden macerasına ket vuruşu ve hatta güruhun içinde olmamak kastıyla evvelden ilan edilmiş şerhlerin bazen de manifestotik ilkelerin bir anda ilga edilmesi mecburiyetinin ikilemi. Azınlık olmak insanı yorar. Sürekli olarak katıldığı her sıradan eylemi illa ki bir açıklamayla meşru göstermek ister. Bu meşruiyet, herkesten önce kendi için gereklidir. Çünkü, sanki günah işlemiş gibi ve sanki tövbeye gerek yokmuş gibi yaşanamaz. Bir kapıya yüz sürmenin ferahlığında dinlenmek gerekir. Devamı »
Yağmur, kadın, gidiş…
Yük omuzlarındaydı gece gece. Gece zaten ne gereksizdir. Bir kaç kitap karıştırıp yatmalıdır. Yarın uzun olacak ya, hazırlık yapılmalıdır. “Yapılmalı” her şey. “Her şey olması gerektiği gibi” diye düşündü. Düşündü ama çıkamadı işin içinden. Sessiz uykusuna daldı. Ölümün canlı haline…
Eteklerinden yağmur süzülerek caddede yürüyordu. Kafasından geçen milyonlarca yargı, düşünce, üzüntü, saçmalık, endişe… Gereksiz olsa da beyninin içinde dolaşıp “hey ben buradayım!” demeyi unutmuyorlardı. Zamanında aldığı anti-depresanlara geri dönmenin korkusunu atalı uzun zaman olmuştu. Yağmur yağıyordu, biraz soğuktu, ama biraz. Aralık’ta biraz. Devamı »
TRENDEKİ KÖSNÜL KOKU
TRENDEKİ KÖSNÜL KOKU
Ferdi AMCA
Trendeyim. Kasabaya gidiyorum. Niçin? Bu soruyu cevaplamalı mıyım? Bazen mazeret üretmekte güçlük çekiyorum. Kendime yalan söyleyebilirim. İyisi mi es geç yüreğim! Aramak için mi? Hayır. Sadece bahane üretiyorum. Belki böylesi daha iyi. Neden olmasın? Biraz dinlenir, kendimi bulurum. Ne zamandır yalnız kalmayı düşlemiyor muydun? Evet, ama ya… Başlarının çaresine bakarlar. Yeteri kadar… Yalnızlık zor biliyorsun. Sen yokken… Evet… Hayatımın… Katlanacağız. Ben öyle… Onlar için de… Ne dersin? Harika! Her şeyi nasıl da yoluna koyuyorsun. Tabii bundan doğal ne var? Devamı »
Yalnızlığın Yıldönümü
Yalnızlığın Yıldönümü
Nereden bakarsan bak,
sessiz kalışları
dört oldu.
Nereden bakarsan bak,
umarsız arayışları
dördü buldu.
Biri üçü severdi,
diğeri yediyi.
Şimdi,
neresinden bakarsan bak
bekledikleri ayrılık
onları buldu.
Serkan Demirbağ
Havalar soğuyor…
Bu Yılın Nobel edebiyat ödülü Jean-Marie Gustave Le Clezio’a…

Le Clezio’nun Türkçe’de çıkmış eserleri burada listelenebilir.
Vikipedi maddesi de burada.


